Sözlükler



Hukuk Terimleri Sözlüğü

Sigorta Terimleri Sözlüğü

Tapu Genel Sözlüğü







Hukuk Terimleri Sözlüğü

A

  18. Madde uygulaması ne demektir?

 İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazları ile, kamu kuruluşlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda
 belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

 Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebilir. Ancak bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaları düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde otuz beşini geçemez.

abideler ve asar-ı atika: anıt ve abideler

abluka: bir devletin dışarı ile olan ilişkilerini zor kullanarak kesmek

acele itiraz: verilen kararın tefhim yada tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde ( genellikle bir hafta ) yapılması gereken, kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür. itiraz üzerine kararı veren makam değil itiraz mercii bir karar verir. (CMUK. 304)

acenta: ticari mümessil ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akidlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse (TTK 116 vd.)

acir:  kiraya veren kimse

aciz: bir şahsın borçlarını ödeyemeyecek durumda bulunması

aciz vesikası: alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika (İİK 143)

açık artırma: bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi.

ada: çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası.
 
adâd: adetler; sayılar

adalet: haklılık; hakka uygunluk

adem-i ifâ: yapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek

adem-i iştirak: katılmamak

adem-i selahiyet: yetkisizlik

adem-i vüsuk: gercek olmamak

adi kira: kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.

adi şirket: iki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklık.

adlî kaza: cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı

adlî müzaharet:
adli yardım

 ağlep: kuvvetli; büyük

ahar: başkası; üçüncü kişi;  yabancı

ahde vefa: söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık

âhir: son; sondaki; en son; en sondaki

ahit : söz verme

ahkam: hükümler

ahkâmı huzuriyye: hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri

ahkâmı mahsusa: özel hükümler

a
hkâmı müteferia: ayrıntılı hükümler

ahkâmı mütehalife: aykırı değişik hükümler

ahvâl: durumlar; haller; vaziyetler

ahz: almak

aile hukuku: Aile ilişkilerini düzeneleyen hukuk kurallarıdır.

aile şirketi: bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.

aile yurdu: bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.

akar: taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler

akarâtı mevkufe: vakfedilmiş, gelir getiren mallar

akdetmek: sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak

akd-i mebhusünanh: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

akd-i mezbur: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

akd-i muvazaa: karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme

akd-i sahih: geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme

âkideyn:her akitte akdi yapan iki taraf

âkidîn: sözleşenler; sözleşme yapanlar

âkit: bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan

alâhilâf'ül-kanun: kanun hilafına; yasaya aykırı olarak

alâkadar: ilgili; ilişkili

alât: aletler; araçlar

aledderecat: sırasıyla; derecesine göre

alelhesap: hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplatılmak üzere önceden ödenmesi

ale-l-ıtlak: genel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarak

ale-l-umûm: genel olarak; umumi bir biçimde; bütün

alelusul: usulüne uygun;

aleniyet: açıklık

 alettakrib:
takriben; yaklaşık olarak

 amade: bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış

amel: iş; edim; fiil

amele: işçi; emekçi, ırgat

amelî: işe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı

amenajman:doğal kaynakların işletilmesi

âmil: yapan; etken; etmen; sebep; faktör

âmir: emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten

âmm:genel; umumi; herkese ait

amme :kamu

âmme hükmî şahsiyeti: kamu tüzel kişiliği

amme intizamı : kamu düzeni

anagayrimenkul: Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü.

anayapı: Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı.

angaje: sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı

ânif'ül-beyan: az önce beyan olunan, bildirilen

anmuhakemetin: muhakeme yaparak; yargılama yoluyla

antrepo: gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar

âra: reyler; oylar

arazi : Yer anlamına gelen arapça arz sözünün çoğuludur.Sahipsiz yerlerle toprağın birikmesi,dolması ve kayması veya umuma aitsuların yollarını veya seviyelerini değiştirmesi gibi sebeplerle teşekkül eden arazi.Bu gibi yerler devletin mülkü olur.Ancak, kendisine ait bir gayrimenkulden bu suretle ayrılan parçaların valığını ispat eden kimse onları geri alabilir.(MEDENİ KANUN 636,637)



arazi mahlule: mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye

arazi-i emiriyye: beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi

arâzi-i haraciyye: haraca bağlı arazi;

arâzi-i memlûke: mülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler

arâzi-i metrûke: halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi

arâzi-i mevât: hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler

arazi-i mevkufe: geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi

arazi-i miriye: devlete ait arazi

arâzi-i öşriye: ürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi

âri: boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz

âriyet: ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi

arîz ve amîk: genişlik ve derinliğine; enine boyuna;

arz: sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)

arsa payı: Kat mülkiyetinde arsanın, kanunda belirtilen esasa göre bağımsız bölümlere ayrılan ortak mülkiyet payı.

arsa: Belediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası. Binalar arasında bulunan ve kamu malı olmayan toprak parçası, medeni kanuna göre toprak (os.arazi) hükümlerine bağlıdır, taşınmaz mallar mülkiyetin konusudur.

arzuhal: dilekçe

asgarî: en az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük

ashab-ı intikal: verasetin geçişinde hak sahipleri

asrî: zamana uygun; çağdaş; modern

ateh: bunama; bunaklık

atıf: yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma

âtî: gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal

avans: alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik

avârız: kazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller

avdet: dönüş; geri gelme; dönme

ayn: para dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri

aynî: mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen

ayni haklar: Eşya üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar.

âzâ: uzuvlar; üyeler; organlar

âzâde: serbest; hür; özgür

azamî: en çok; en büyük; en yüksek

azimet: gidiş; yola çıkma

azil: Verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması

 

 


En ÜsteB

 

bâ tapu: tapulu; tapu ile tasarruf olunan

bâ'de'l-isticar: kira sözleşmesinden sonra

bâ'de'l-istirdad: geri aldıktan sonra

ba'dehû: daha sonra

bâb: kapı

bâdî olmak: sebep olmak

bağıt: akit

bağımsız bölüm: Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri.

bahçe : Evin önünde ya da arkasında bulunan konuta ait alan,avlu.

 

bâhir: belli; besbelli; açık; apaçık

bahri: denize ait

bâ-husus: hele; özellikle; üstelik

baîd: uzak; ırak

bâîs olmak: sebep olmak; göndermek; gerektirmek

baki: sürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran

bakiye: artan

bâlâ: yukarı; yüksek; üst; yüce

bâligân-mâbelâğ: ziyadesiyle; bol bol

baliğ:  eren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin;

bariz: açık; göze çarpan; belirgin

basiret : doğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; seziş; uyanıklık; anlayış; kavrayış; dikkat; sağgörü

batıl : doğru ve haklı olmayan; çürük; bozuk; sakat; boş; hukuken geçersiz; dayanaksız; temelsiz; beyhude; hüküm ifade etmeyen

bayi : bazı maddeleri satma izni olan kimse; satıcı; satış yeri

 Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında planı bulunmayan alanlarda inşaat
 yapmak için nereye başvurulur?

 Sözkonusu alan belediye sınırları dahilinde ise belediyesine, değilse Valiliğe (İl İmar Müdürlüğü’ne)

 İmar planı olmayan köy ve mezralarda ise yapı sahibinin köyün nüfusuna kayıtlı olması ve köy ihtiyar heyetinden izin alması gerekmektedir. ( konut, tarım, hayvancılık amaçlı yapılar, köy odaları, camii, köy ortak yapıları için geçerlidir.)

 

 Binalara genel iskan nasıl alınır?

 Yapı tamamen bittiği taktirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı taktirde bu kısımların kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye veya valilikten, 27.maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamının veya kısmen kullanılabilmesi için ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Binanın fenni
 mesulü ve proje mükellefinden bitim belgesi, sivil savunmadan uygunluk yazısı, SSK’dan borcu olmadığına dair belge alındıktan sonra tüm belgeler iskan servisinde toplanır. Ve iskan ruhsatı verilir. Ancak iskan ruhsatı alınabilmesi için yapının gerek bağımsız bölümlerinin, gerekse ortak kullanım alanlarının projeye uygun olarak tamamlanmış olması gerekir.

 Brüt ve net inşaat alanları nasıl hesaplanır?

 Net alan, konut içerisinde duvarların arasında kalan temiz alandır.  Brüt alan, bağımsız bölümün duvarlar dahil alanı ile ortak alanların bağımsız bölüm başına düşen miktarı kadar, o bağımsız bölüme ilave edilmesiyle oluşan alandır. Bağımsız bölüm örneğin (balkonlar dahil) 100 m2 ise brüt alan 115 m2dir.

becâ : yerine; uygun; bedava; karşılıksız; parasız; emeksiz

bedâyî : sermayeler; anamallar;

bedialar: göze güzel görünen şeyler; estetik

bedel-i misil : emsaline uygun peşin para

 bedihî : açık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen

bediî: güzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik

beher: her biri

belagat:iyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı

berât : rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman

beraat : aklanma

berâyı tetkik: inceliyerek

berhava : havaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş

berî-üz-zimme : zimmetten kurtulmuş; aklanmış

ber-mucib-i talep: talep mucibince; istem gibi

ber-vech : olduğu gibi; olarak

ber-vechi peşin: peşin olarak

ber-vech-i bâlâ : yukarıda olduğu gibi

beşerî : insanoğlu ile ilgili; insanî; insana mensup

betekrar : tekraren; tekrarla

bey ü şira : almak ve satmak

bey'i bât: kesin satış

bey'i bi-l vefâ: kararlaştırılan süre içinde satılanı geri almak koşulu ile yapılan satış sözleşmesi

bey'i mukayaza: malı mal ile değiştirmek; trampa

bey'i : satım; satma; satış; satılma;

bey-i sarf: parayı paraya satmak; para bozmak

beyn: ara

beyn'en-nâs: halk arasında

beytülmal : maliye hazinesi

beyyine : bir olayın veya işlemin doğruluğunu ortaya koyabilmek için hakimi iknaya yönelik yöntem veya her türlü vasıta ; delil, şahit

beyyine külfeti:mahkemede bir beyan ve iddiayı kanıtlama yükümlülüğü MK 6. madde

bidâyet : başlama; başlangıç

bidâyet mahkemesi: ilk mahkeme; davaları birinci derecede gören ve çözümleyen mercii

bi-eyyi-hâl: herhalde; mutlaka; elbette

bigüna: herhangi bir

bi-hakkın: hakkıyle; hakkı olarak, gerçekten; tamamiyle

bi-haseb-il verase: veraset nedeniyle; verasetten doğma

bi-hükm'ül-kanun: kanun hükmü gereğince; yasa kuralı ile

bila: ….sız

bilâ kayd ü şart: kayıtsız ve şartsız

bil-ahire: sonra; sonradan

bilâkis:
tersine olarak; tam tersine; aksine; sonunda

bilâ-müddet: süresiz

bilâ-sebeb: sebepsiz

bililtizam: bile bile

beyanname: Bir makama veya kamuoyuna yapılan açıklama belgesi.

bilanço: Bir kuruluşun, belli bir tarihte, alacaklı ve borçlu bulunduğu değerleri gösteren özet  muhasebe cetveli; işletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçlarını gösteren tablo.

bilâtefrik: tefrik etmeksizin; ayırmaksızın

bilbeyyine: delil ile; tanık ile; ispat ile

bil-cümle: bütün; hepsi; tamamı

bil-farz: tutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi

bilfiil: gerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş edinerek

bilistirdad: geri alarak; geri alınarak

bilmuvafakat : razı olarak

bilmüzakere: müzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak

bilmüzayede: artırma ile; artırarak

bi-l-müzayede: müzayede ile

bi-l-rü'ye: görerek; görülerek

bî-ma'nâ: manasız; anlamsız

binâberin: bundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle

binâen-alâ-zâlik: bundan dolayı; bunun üzerine

binâen-aleyh: bunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı

bi-n-netîce: netice olarak; sonuç olarak

binniyabe: naip eliyle; vekillik ile; vekaleten

bîtâp: bitkin; güçsüz; takatsız; yorgun

bî-taraf: tarafsız

bitarıkıl'evlâ: evveliyetle; öncelikle

bi-t-tabi: tabiatiyle; doğal olarak

bono: Bir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet.

borç ilişkisi: İki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağdır.

butlan: geçersizlik

bürûz: belirme; ortaya çıkma

 


En ÜsteC

 

câmi: cem eden;: içine alan; içinde bulunduran; taşıyan; toplayan

câmia : topluluk; zümre

cânî: cinayet işlemiş olan kimse

canîb-i beytülmal :
hazine tarafı

canîb-i vakıf :
vakıf tarafı

canîp : yön; taraf; cihet; yan

cari :
uygulanan; yürürlükte olan

cây-i teemmül : etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur

cebrî :
zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak

cebri icra : kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını Devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları

cebri satım: Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım

celesat-ı âti: gelecekteki celseler, oturumlar

celile: büyük; ulu

celpname: yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı

cemetmek: toplamak; bir araya getirmek

cemi ezmân: bütün zamanlar; zamanların toplamı

cereme: başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası

cerh ü iptal:
çürütme ve yok sayma; geçersiz hale getirme

cevâmi':
camiler; mescitler; toplanılan yerler

cevâz:
izin; müsaade; caiz olma

cevâz bahş: izin veren; müsaade eden

cevher: maya; öz; değerli taş; elmas

ceza: Suç işleyen kişilerin karşılaşacakları tepkidir,yani kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü müeyyidedir.

ceza şartı: ceza koşulu; alacaklının zararını karşılama şartı

cezrî:
asıl ile ilgili; kökle ilgili; kökten; temelden

cibâyet: alma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili

cihet: yön; taraf; amaç

cins tashihi: Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi.

ciro: Çifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri.

cismanî : cisimle, bedenle ilgili; bedensel

cism-i câmid: cansız cisim

cürmiyet : suç hali; suçluluk

cürmü meşhut:
suçüstü; göz önünde işlenen suç

cürüm tasnii : bir kimse hakkında cürüm uydurmak

cüz: bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük

Çek: Ödeme aracı; kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi

 


En ÜsteD

 

dâfi: defi'de, savuda bulunan kimse

Dahiliye Vekâleti: İçişleri Bakanlığı

dâyin: borç veren; alacaklı

deâvî:
davalar

def'aten: bir defada; birden

def'i def:
def'e karşı def'; savuya karşı savu

defaât:
kereler; kezler; yollar

defâtir: defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar

defter-hâne: taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt

defter-i hakanî: eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter

defter-i hakanî idaresi: eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire

değer baha:
bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat

delâlet: gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık

delâlet-i bil'işare: işaret ederek, hatırlatarak gösterme

delil: kanıt; tanıt; ipucu

delil-i celî: aşikar delil; belli, apaçık kanıt

demirbaş: Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya

demokratik devlet: halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.

depozito: Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası.

der-akap: hemen; arkasından

derc etmek: araya sokmak; arasına sıkıştırmak

derceb etmek: cebe atmak; kendine alıkoymak

derç: sokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme

der-dest-i rü'yet: dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava

der-kâr: malum; aşikar; bilinen; belli

dermeyan etmek: ileri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak

der-piş: en önde; göz önünde bulunan; öngörü

der-pîş etmek: öngörme; göz önünde bulundurma

der-uhte: üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama

desise : hile; oyun; entrika

devair
:daireler

Devlet Şurası: Danıştay

Devletler Özel Hukuku: Kişilerle devlet arasındaki bağı (tabiyeti), bir ülkede yabancıların sahip olduğu hakları ve çeşitli ülkelerde geçerli olan kanunların çatışması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmeyi ve bunun için çeşitli bağlama kuralları getirmeyi konu alan hukuk dalı.

devremülk hakkı: Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı.

deyn: borç

disiplin cezaları : Belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışta bulundukları zaman uygulanan cezalardır.

Dîvân-ı Muhasebat: Sayıştay

donatan : gemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir

dûçâr: tutulmuş; uğramış; yakalanmış

dûn: aşağı; aşağılık; altta; aşağıda

dûr: uzak

düstûr: kanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi

düzenleme: Bir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet

 


En ÜsteE

 

ebniye: binalar; yapılar

ecnebî: yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler

ecr-i müsemmâ: taraflar arasında belirlenen ücret

ecrimisil:
bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri

eda: edim; borçlanılan şey; borcun konusu

eda davası:
davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava

edeb: iyi terbiye; naziklik; usluluk

ef'âl :eylemler; fiiller, işler; ameller

efrâd: fertler; bireyler

 ehil: ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip

ehl-i hibre:
bilirkişi

ehl-i vukûf:
bilirkişi

ekalliyet(akalliyet
): azınlık

ekser: daha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca

ekseriyet: çoğunluk

ekseriyeti ara :  oy çokluğu

eklenti: Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.


elfaz: kelimeler; sözler

elîm: elemli; kederli acılı

el-yevm: bugün; şimdi; halen

emlâk-i sirfe: yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar

emlak vergisi: Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.

emr-i makzî: hükme bağlanmış iş

emtea: ticaret konusu her türlü mal

emval: mallar; mülkler

emvâli menkule: taşınır mallar;taşınabilir mallar

enfüsi: öznel; subjektif

enkaz: bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri

envai mesalih: işlerin çeşitliği

erbaa: dört

erbâb: ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler

erbâb-ı vukuf: bilirkişiler

esbab-ı mucibe: gerekçe; gerektirici sebepler

eshâb: sahipler; bir şeyin malikleri

esham: pay senedi; hisse senedi

eslem : en selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam

eşcar : ağaçlar

esnaf : ister gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.

eşhas : şahıslar; kişiler; kimseler

eşkâl : biçimler; suretler; tarzlar

evkaf : vakıflar

evleviyet: tercihli; haydihaydi; öncelikle

evrâk : yapraklar; kağıtlar; arşiv

evrâkı müsbite: ispat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler

evsaf: nitelikler

evsafı mümeyyize:  belirgin nitelikler

evvelâ :birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce

evvelemirde: herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak

ezcümle : özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası

ezmân : zamanlar, vakitler; anlar; çağlar


En ÜsteF

 

fâhiş: aşırı; ağır; çok fazla

fariğ: bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi

farz: zorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma

fâsıl: ayıran; bölen

fâsıla: aralık; ara

fasl etme: halletme; neticelendirme

fehime: anlayış

fek: kaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme

fer' î: bağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan

ferâgat: vazgeçme; el çekme; dinlenme

ferağ: devir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı

ferd: tek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı

fesâd: karıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan

fesh: bozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma

fesih: Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı.

fevkinde: üstünde; aşan

fıktan: yokluk

fırka: insan kalabalığı grubu; parti

fıtrî: tabii; yaradılışındaki; doğasındaki

fi-i cârî: geçer değer

fiil ehliyet: Bir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği.
fi-l-vâki

filhakika: hakikatte; gerçekte; doğrusu

fuhûş: haddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket

fuzûlî: boşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı

fuzûlî işgal: bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek

fürûht: satma; satım; satış

 


En ÜsteG

 

 

gabin : 1) bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*.

            2) karşı tarafın tecrübesizliğinden,zor durumundan veya dikkatsizliğinden faydalanarak aşırı yarar elde etme durumu
gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği şeyi geri alabilir.bir yıl geçtikten sonra sözleşme geçerli hale gelir

            3)haksız faydalanmak, sömürü...

gaî (gaiye): gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin

 

gaip: görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi

galle: gelir; hasılat; yarar

garaz: (garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç

gars: ağaç dikme

gasıb: başkasının bir eşya, para yada kıymetli  malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse

gasp :başkasının bir eşya, para yada kıymetli  malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması

gaybubet: kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik

gayr (gayir): ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı

gayrimenkul: Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.

gayr-i melhûz: beklenmedik; imkansız; olanaksız

gayr-i mümkün: olanaksız; imkansız

gayrimenkul mükellefiyet: Bir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması.

gayrimenkul tellallığı: Taraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık.

gayrı vazıh: kapalı

geçici tescil: Halen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil.

geçit hakkı:Bir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak.

genel idare: Bütün ülkeyi kapsayan idare olup "merkez teşkilatı" ve "taşra teşkilatı"ndan oluşur.

genel vekaletname: Bir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi.

gerçek kişi: İnsanlar.  

gerçi: gerçekten; vakıa

gıyâb: hazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka

girift
: dolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama

grev: işçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurululun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır.

gûna (gûne): türlü; gidiş; tarz; yol; sıfat

güzeran: geçici; geçen


En ÜsteH

 

hacet: gerek; gereklilik

hâcir: hicret eden; bir yerden başka bir yere göçen; sayıklayan (hasta)

haciz: Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.

hâdis: meydana gelen; çıkan; yeni çıkan

hafiyyen : gizli olarak; saklı olarak; gizlice

hafriyat : kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma

hail : duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller

haiz :
sahip; elde bulunduran; taşıyan

hak: Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir

hakikiye: hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten

hakk:
doğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse

hakkaniyet:
hak ve adalete uygunluk; doğruluk

hak ehliyeti: Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği.

hakk-ı mesil: su yolu hakkı

hakk-ı mürûr:
geçit hakkı

hakk-ı şuf'a:
önalım hakkı

hakk-ı şürb: içme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı

haksız fiil: hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir

halel: bozma; bozukluk; eksiklik; zarar

haleldar olmak: bozulmak; çiğnenmek

hali sabıka irca:
eski hale getirme

halita: karışım

harâc-ı mukaseme:
arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi

harâc-ı muvazzaf: arâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi

Hariciye Vekâleti:
Dışişleri Bakanlığı

hârîm: başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem

harnup: keçi boynuzu

hartama:
pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta;

has: sıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme

hasârât:
zararlar; ziyanlar; hasarlar

hasb-el-kanun: kanun gereği


hasb-el-memuriyye: memuriyet gereği

hasebiyle: yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle


hasılat Kirası: Kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası.

hasîm: iki düşmandan herbiri

hâsim: hasmeden; kat'eden, kesip atan

hasren: muhasara ederek; etrafını çevirerek

hâss: özgü

hatîa: günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık

havale: Yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme.

hâvi: kapsar; kapsayan; içeren; içerir

havza-i fahmiyye:
kömür havzası; kömür bulunan bölge

haylûlet: engel olma; araya girme; yolu kapama

hayr (hayır): iyilik; iyi; faydalı iş; yarar

hayrât: sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese

hazine: Devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; Maliye Bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt; devlet kasası.

heder olma: ziyan olma

hedm:
yıkma; harap etme

 Hidrofor, asansör, yangın merdiveni hangi binalarda zorunludur ?

 Dört kat dahil olmak üzere dört kattan fazla katlı binalarda su deposu ve hidrofor bulundurulması zorunludur. Yüksekliği 17 metreyi geçen ve beşten fazla katı bulunan binalarda zemin kattan son kata kadar T.S.E. yönetmeliğinin şartlarına uygun asansör
 yapılması zorunludur.

 Yangın merdivenleri on kat veya daha fazla katlı binalarda bir genel merdiven, 20’den fazla konutun faydalandığı binalarda ise yangın merdiveni yapılması zorunludur.

hidematı amme: kamu hizmeti

hıfz: saklama; koruma

hibe: bağışlama

hilafı: tersi; aksi; zıddı

hilkat: yaratılma; yaratılış; tabiat

himaye: koruma; korunma; birine arka çıkma

hini dava: dava sırasında

hini hacet: gerektiğinde

hisse-i şayia: yaygın hisse; ortak pay

hitâm: son; bitim; tükenme; nihayet


hizmet sözleşmesi: İşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme.

hod-be-hod: kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden

huda: aktarma
 
hudûs : sonradan peyda olma

hukuki işlem: Bir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması.

hukukun şeklî kaynakları : Hukuk Kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır.

hulâsa :özet

hulûl : gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi

hüsnü ceryan: iyi icra etmek
 
husule gelmek:
doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak

husûmet: hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma

husûsat: bakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler; maddeler

hususî: özel; kişiye ait

hüccet :senet; delil; belge

hükkâm: hakimler; yargıçlar

hükmî şahsiyet: tüzel kişilik

hükümsüzlük: bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır.

hüsnüniyet
: iyiniyet

 


En ÜsteI

 

ıskat: düşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal

ıslah:
düzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme

ıslahât:
düzeltme veya iyileştirme işleri

ıstılâh: terim

ıtlâk:
salıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir

ıttılâ: öğrenme; bilgilenme; haberdar olma; tanıma

ızrar: zarar verme; zarara sokma

ıztırâr: zorunluluk; çaresizlik

 


En Üsteİ

 

iade : geri verme; geri çevirme; eski duruma getirme

iade-i muhakeme : yargılamanın yenilenmesi

iaşe :yaşatma; besleme; geçinme

ibâre : deyiş; cümle; paragraf; bir bölüm söz

ibhâm: kapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma

ibka
: devamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma

ibra : aklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma Alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi

ibraz: gösterme; meydana çıkarma; sunma

ibtida: başlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta

icâb : gerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz

icabet etme: uyma

icbar: zorlamak

icabı hal: durumun gereği

icar: kiraya verme; kiraya verilme

icâre-i müeccele: sonradan alınacak kira

icareteynli vakıf: ivedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar

icazet : izin; ruhsat, diploma

icâzet-i lâhika: bir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması:

icbar etme: zorlama

icmâl : kısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı

icra tetkik mercii: İcra-İflas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme.

İcra Vekilleri Heyeti : Bakanlar Kurulu

içtihad: özel görüş; anlayış; kavrayış

içtima:
toplanma; toplantı; bir araya gelme

içtimaî:
sosyal; toplumsal

içtinap : kaçınma; çekinme

idame : devam ettirme; sürdürme

idâre-i husûsiyye
: il özel idaresi

ifa: ödeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim

ifadat: sözler

ifade: anlatma; anlatış; anlatım

ifham: anlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme

ifrağ: bir durumdan başka bir duruma sokma

iflas: Borcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum.

ifraz : arazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme

ifşasına müeddi: açıklanma gereği

ihale: Artırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi.

ihâta: bir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi

ihbar: haber verme; bildirme; bildirim

ihdas:
ortaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma

ihfa: saklama

ihkak-ı hak: kendiliğinden hak alma

ihlal etmek:
zarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak

ihmal: dikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme

ihraç:
çıkarma; dışarıya mal satma; dış satım

ihraz:
benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme

ihtar : hatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım

ihtarname: Bir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi.

ihticâc: delil veya tanık gösterme

ihtilaf :
anlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı

ihtilat:
karışma; katılma; bir araya gelme

ihtimam: özen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme

ihtirâzi kayıt: çekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması

ihtiva etmek: içermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak

ihtiyati tedbir: Davacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem.

ihtiyar etmek: seçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek

ihtiyarî: isteğe bağlı; seçmeli; istemli

ihtiyat:
sakınma;

ihzâr: hazırlama; huzura getirme;

ihzaren celb:  sanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme

ihzarî: hazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan

ika etmek:
yapmak; etmek; oluşturmak

ikâme: yerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma

ikametgah:
bir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer

ikamet etme: Bir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma.

ikmal: tamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması

ikrâh: korkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak

ikrar : saklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul

ikraz: borç verme; ödünç verme

iktifâ : yeter bulma; yetinme

iktirân: yakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme

iktisabî:
kazanma ile ilgili; edinme ile ilgili

iktisadi: ekonomik

iktisap : kazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme

İktisat Vekâleti: Ekonomi Bakanlığı

iktiza:
gerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti)

ila-nihâye: sonuna kadar

i'lâmât : bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge

ilamlı icra takibi: Para veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması.

ilamsız icra takibi: Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu.

ilga : ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme

illet:
hastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep

illiyet bağı: nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki

 İmar planı nedir ?

 Nüfusu 10.000’i aşan belediyeler ile nüfusu daha az olduğu halde il merkezi olan veya gelecekte imar işleri bakımından plana gereksinimi bulunduğu Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca saptanan belediyelerin “ imar yasası” uyarınca yaptırmakla yükümlü oldukları fiziksel plandır.  İmar planları, “nazım planı” ve “uygulama planı” olmak üzere iki türlüdür.

 İmar planı vatandaş tarafından nasıl görülür ve itiraz edilir?

 Belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylayarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca, belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları, belediye meclisi inceleyerek on beş gün içinde kesin karara bağlar.

 İmar adası ve imar parseli nedir?

 Çevresi yollarla sınırlanmış ve çoğu parsellere bölünmüş arsa ile böyle bir arsayı kaplayan yapılar takımına “ada”, imar planındaki esaslara göre meydana gelen haline de “imar adası” denir.

 İmar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin İmar Kanunu, imar planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şekline de imar parseli denir.

 İfraz ve tevhid nasıl yapılır?

 İfraz : ayırma, parselleme, parselasyon,

 Tevhid: iki veya daha fazla sayıda parseli tek bir parsel halinde birleştirme.

 İmar planlarına göre yol, meydan, yeşil saha, park ve otopark gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan gayri menkullerin bu kısımlarının ifrazına ve tevhidine izin verilmez.

 İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz ve tevhidin bu planlara uygun olması şarttır.

 İmar planlarında parsel cepheleri tayin edilmeyen yerlerde yapılacak ifrazların asgari cephe genişlikleri ve büyüklükleri yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir.

 İmar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez.

 

ilmî: bilimsel

ilmi içtihatler: Hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir.

ilmühaber: belge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi

iltibâs: karıştırılma; benzeşim; karışıklık

iltihâk : katılma; karışma

iltisâk : yapışma; bitişme; kavuşma

iltizam : kendi için gerekli sayma; gerektirme

iltizami muamele: bir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem;

ilzâm : susturma; bağlama

imâl: yapma; yapılma; meydana getirme

imâr : bayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme

imdi : buna göre; şu halde; o halde

imha:
yok etme; ortadan kaldırma; mahvetme

imhâl : mühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma

imlâ : doldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi

imtina: kaçınma; çekinme

imtisâl:
gerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme

imtiyaz: ayrıcalık; farklılık

in'ikad : bağlama; kurulma; toplanma

inbiâs:
gönderilme; meydana çıkma; ileri gelme

indinde: yanında

ind-el-hâce: lâzım olduğu; gerektiği zaman

ind-ettemyiz: temyiz sonunda; temyiz olunduğunda

infâk:
beslemek; geçindirmek; nafakalandırmak

infisâh:
fesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma

inhisar:
tekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması

infisah: Ortadan kalkma; dağılma; fesholma.

inkıta : kesilme; kesinti; ara verme

inkılâp: değişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim

inkıyâd:
boyun eğme; kendini teslim etme

inkisâm: taksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma

inkişaf : açılma; gelişme; gelişim; açınım

inkiza: bitim; sona erme

insicâm: bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık

inşâî: inşaya, yapıya ait

inşaî hak: yenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak

intac: sonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme

intifa: yararlanma; bir şeyden istifade etme

intifa hakkı: yararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi
intifa hakkı: Başkasına ait bir mal (hak) üzerinde, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi.

intikal: Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi

intihâb: seçme; seçilme; seçim

intikal: geçme; geçirim; nakil; birinden diğerine geçme; yer değiştirme; el değiştirme bir mal üzerindeki tasarruf hakkının kanun ile belli kimselere geçmesi
 
intikal: geçiş; göçüş; anlama; kavrama; yer değiştirme; el değiştirme

intizâm: düzgünlük; çeki düzen; düzenlilik

intizâr: bekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme

inzibât: yolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen

inzimâm: eklenme; katılma; ilave

ipham: belirsizlik

ipka: kalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme

ipotek akit tablosu: İpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet.

ipotek belgesi: Tapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge.

ipotek: Hak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak.

ipotekli borç Senedi: Taşınmaz rehni ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak.

iptal: hukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmışbir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır

İptidai itiraz: ilk itiraz

îrâd: gelir; gelir getiren yapı; söyleme, getirme

irae: tayin etme; gösterme

irae edilmek:
gösterilmek

iras : yapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma

irat Senedi: Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.

irca : eski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme

irca olunma: eski duruma getirme; çevirme; döndürme

irsen : irs yoluyla; miras yoluyla (geçerek)

irtibat : bağlantı; ilişki; ilgili olma

irtifak : hacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim

irtifak hakları: Bir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem.

irtihan : rehin olarak alma, alınma

is'af : yerine getirme

isâl : vardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma
 
isbât: şahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma

iskan ruhsatı: Bir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve İmar Kanunu'na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge.

isnad: bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme

isti'dâd: kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek

istiane : yardım isteme

isticar :kira ile tutma; kiralama

isticvap: sorguya çekme; sorguya çekilme

istida : dilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme

istidlâl: bir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama

istifa: İsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma.


istifade: yararlanma; faydalanma

istiglâl : ipotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma

istihap: yanına almak

istihdâf :
hedef tutma; amaç edinme; amaçlama

istihdâm: hizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma

istihkak : hak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma

istihkak davası:
taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava

istihlâk : tüketim; kullanarak bitirme

istihrâç:
  çıkarma; çıkarılma; netice çıkarma; anlam çıkarma; anlama

istihsal : üretim; üretme; elde etme

istikraz : borç alma; ödünç alma

istilzâm
: gerektirmek

istimâ
: davada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi

istimâl : kullanma

istimlak:
kamulaştırma; Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, bedelin peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmazın tamamına veya bir kısmına kanunda gösterilen yöntemlere göre kamu yararına el koyması

istimval
: ilgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması

istina : dayanak; dayanma

istinâbe: davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkemece ifadesinin alınması

istinad : dayanma; senet, delil sayma

istinâd etmek: dayanmak; bir şeyi dayanak(mesned) olarak almak

istinkâf : çekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma

istinsah:  suret çıkarma

istirdâd : geri alma; alınma; geri isteme

istisna : ayrı tutma; kural dışı sayma

istisna sözleşmesi: Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.

İstizah: açıklama istemek

iş'âr : bildirme; yazı ile bildirme; gösterme

işgal: Tapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu.

işhâd: şahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme

işkâl : zorlaştırma; güçleştirme

iştigal: meşgul olma; bir işle uğraşma

iştirâ : alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak

iştira hakkı: Hak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik

iştirâk: katılma; ortak olma; ortaklık

iştirak halinde mülkiyet: Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi.

ita : verme; ödeme

itfa : söndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme

itmam: tamamlama

 ittiba: uyma; itaat etme

ittihâd: bir olma; birleşme; birlik

ittihâz
: edinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma

ittisâl :
bitişme; kavuşma; yakınlık

ivaz : karşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat

izaa : kaybetme; yitirme

izafe : zammetmek; katmak; karıştırmak

izale: giderme; giderilme

izale-i şüyuu: Herhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi.

izhâr : açıklama

 


En ÜsteK

 

kaanî : kanaat eden; yeter bulup fazlasını istemeyen; inanmış; kanmış

kaasır
: zorla işleten; kısa

kabil
: kabul eden; kabul edici; olan; olabilir

kabl-el-işgal: işgalden önce

kabz : alma; elde tutma; edinme

kabzeylemek:
almak; elde tutmak; edinmek

kadastro :
arazilerin,arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi;
Kadastro: Arazilerin ve arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi.

kadîm : çok eski zaman; eski

kâffe
hep; bütün; cümle

kâfi
: yeter; yeterli

kagir: Taş veya tuğladan imal edilmiş yapı; kargir.

kaide: kural; usul; ilke; prensip; esas; temel;yol; taban; ayaklık

kaim : başka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen

kaime: kağıt para

Kal'
: koparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma

kalbetme: değiştirme; çevirme

kambiyo taahhüdü: Ticari bir senet üzerine imza koymak suretiyle doğan soyut borç.

kambiyo senetleri: poliçe,  çek ve bonodan  ibarettir.

kamu düzeni: Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.

kamu haczi: Devletin, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle, borçlu durumundaki kişilerin mal ve haklarına el koyması.

kamu hakları: şahıslar  ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.

kamu hizmeti: Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.

kamu hukuku: Devletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.

kamu malları: Özel mülkiyete konu olamayan ve doğrudan doğruya kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.

kamu tüzel kişileri: Tamamen kamu yararının gerçekleşmesi için çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.

kamu Yararı: Kamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle ilgili ve bunlara uygun olan durum.

kamulaştırma: Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.

kanaatbahş: inandırıcı

kanun: anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunangenel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.

Kanun hükmünde kararnameler:  TBMM' nin bir kanunla yetki vermesi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.

kanun tasarısı : Nakanlar kurulunun hazırlayarak TBMM ' ne sunduğu kanun projeleridir.

kanuni intifa hakkı: Kanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine, başkasına ait bir mal (hak) üzerinde kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.

kanuni ipotek hakkı: Kanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.

kanuni müşavir: Vesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan danışman.

kanuni şuf'a hakkı: Kanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması halinde hak sahibine o şeyi öncelikle satın alma yetkisi veren hak.

karabet: yakınlık

karâr-gîr : kararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış

kârine : ipucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması

karineyi hal: duruma göre

karye : köy

 Kat mülkiyeti, kat irtifakı nedir?

 Bir ya da daha çok kişinin, bir yapının belirli bir bölümüne sahip olmasına kat mülkiyeti denir. Diğer bir deyişle, kat mülkiyeti tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayri menkulün maliki veya ortak malikleri tarafından kurulan bağımsız mülkiyet hakkıdır.  Kat irtifakı ise, yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki veya ortak malikleri tarafından, kurulan kullanma hakkıdır. Kat mülkiyeti ve kat irtifakı ile düzenlemeler 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ile getirilmiştir.

kat' : kesme; kesilme; karar verme; sona erdirme

katibi adil: noter

kat irtifakı: Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.

kat maliki: Bağımsız bölümler üzerinde kurulan kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişi.

kat malikleri kurulu: Kat mülkiyetine konu taşınmazdaki bütün kat maliklerinin oluşturduğu kurul.

kat mülkiyeti: Bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı.

kâtib-i adil: noter

katiyet kesbetmek: hale gelmek

kavâid :kaideler; usuller; kurallar; yasalar

kavi: kuvvetli

kaynak hakkı: Hak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren bir irtifak hakkı.

kazaî içtihatler: Mahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir

kazaî karar:yargısal karar

kaza-î merci: yargı organı; mahkeme

kazaî tefsir
: yargısal yorum

kaziyye-i muhkeme:
kesin hüküm

ke-en-lem-yekün : sanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi

kefalet : kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.

keff-i yed : elçekme; vazgeçme; karışmama

kemâl : olgunluk; tamlık; eksiksizlik

kerhen:
iğrenerek; istemiyerek; hoşlanmıyarak; zorla; zoraki

kesb : çalışıp kazanma; edinme

kesbetmek: kazanmak; edinmek; sağlamak

ketmetmek : gizlemek; saklamak; sır tutmak

keyfiyet : iş; durum; mesele

kezailik: aynı şekilde

kıstâs : ölçü; ölçüt

kışlak :kışın hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer. Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanıla gelen arazi.

kıyâs : karşılaştırma; oranlama; örnekseme

kifâyet: kâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik

kişisel haklar: kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan hak ve hürriyetlerdir

kitab'ül-icare : icar kitabı; Mecelle'de kira bölümü (faslı)

kollektif şirket : ticari bir işletmeyi ticari ünvan altında işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.

konkordato: Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek borcundan kurtulması.

kontrat :mukavele; sözleşme

kuru mülkiyet: Bir mal üzerinde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı durumunda malikin sahip olduğu mülkiyet hakkı.

kuyûd :kayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler

kuvvei müsellaha: güvenlik kuvvetleri

külfet :sıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet

küsur :artık

küşad :açma; işletmeye açmak

kütüb
:kitaplar

 


En ÜsteL

 

lâ-akall:en azından; daha aşağı olmaz

lâfz (lafız):söz

lâhik :yetişen; ulaşan; eklenen; sonradan tayin edilen; yenisi

lâübâlî:ilişiksiz; kayıtsız; saygısız; senli benli

lâ-yete gayyer:sabit; değişmez; bozulmaz

layiha :dilekçe; yazılı dilek; istek; tasarı

lede-l-hâce:hacet,ihtiyaç görüldüğü zaman

ledelicap :icap ettiğinde

levâzım :gerekli şeyler; malzeme; malzemeler

livâ'
:bayrak; mülkî idarede kazâ ile vilâyet arasında bir derece; sancak

lokavt: İşveren tarafından kendi teşebbüsüyle veya bir işveren kuruluşun kararına uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasıdır

lükata:buluntu; sokakta bulunup alınan sahibi belli olmayan şey
.

 


En ÜsteM

 

maada: …başka

maddi mal: Taşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.

ma'dûd:sayılı;

madde-i sabıka :yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler

madrûb :dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş

mafevk: üst

mağsûb :gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer

mahalli idareler: Köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır

mahcuz :haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş

mahcur: Vesayet altına alınmış kişi; kısıtlı

mahdut :sınırlanmış; tahdit edilmiş

mahfuz :saklı; gizli

mahiyet :nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü

mahkumunbih: hüküm konusu

mahlûl :hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan

mahrum: yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen

mahsulât:mahsuller; ürünler

mahsup :hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş

mahsus :özgü; özel; müstakil; özel olarak

makable şâmil:geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen

makable teşmil:bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi

makrûn :yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış

maksûr :kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı

maktu :götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız

makule:çeşit; tür; soy

mal birliği: Eşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı süresince mülk edindiği bütün malların dahil olduğu birlik üzerinde kocanın (karının şahsi malları hariç olmak üzere) mülkiyet hakkına sahip olduğu mal rejimi.

mal Ortaklığı: Eşlerin, ortaklığa girecek mal ve gelirleri sınırlandırmamış olduğu ve bunlar üzerindeki mülkiyet hakkını ortaklaşa kullanarak hiçbir payında bağımsızca tasarruf edemediği mal rejimi.

malik: Mülkiyet hakkı sahibi; bir şeye sahip olan kişi.

mamelek:malvarlığı

mansub :atanmış; nasbolunmuş

marifetiyle:yoluyla;aracılığıyla

maruz :arzolunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunan

masarif:masraflar; giderler

maslahat:emir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; iş

masrûf :sarfedilmiş; harcanmış

masarifi muhakeme: muhakeme masrafları

matbu: Basılı; basılmış

matlab :talep olunan; istenen şey

matlubat:
alacaklar; istenen şey

matrah: Bir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.

matuf :yöneltilmiş; yönelik

mazarrat:zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme

mazbata :tutanak

mazbut vakıf:yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf

mazhar :erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma

mazireti sahiha: gerçek engel

mazmûn:ödenmesi gereken şey

maznun
:zanlı; sanık

meail: sorunlar

me'cur :kiraya verilen şey; kiralanan

mebaliğ:meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar

mebânî :binalar; yapılar

mebde :evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur

mebi :satılan şey

meblâğ:para tutarı; akçe

mebnî
:buna dayanan; ....den dolayı; ......den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu

mecâri :su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar

meccanî.parasız; bedava

mecmuu:
tümü; tamamı; hepsi

mecra :bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu

meçhul:bilinmeyen; tanınmayan

meçzum: anlaşılan

medar :dayanak; yardım; elverişli

medarı tatbik: uygulanabilir

medlûl :delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan

mefhumu muhalif:
karşıt kavram

mefruğunbih :devir konusu şey

mefruğunleh :kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse

mefruşat: Döşeme; ev eşyası.

Mefsuh: feshedilmiş

mehil :süre; önel

melhuz:muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir

memalik: ülke

memnu :menedilmiş; yasaklanmış; yasak

memur: kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.

men
:yasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme

men etmek:engellemek; yasaklamak

menafil: yararlar

men'i muaraza davası:bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava

menâfi
:menfaatler; yararlar; çıkarlar

menba' :kaynaklar; çıkış yeri

menfaati amme:kamu yararı

menkul
:taşınır; taşınır mal

menkuz: bozulan

menşe: kaynak; kök; başlangıç

mera :bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi

merbut:
bağlı

merhun:rehnedilen mal

mer'i :yürürlükte; geçerli

meriyet:yürürlük

mersule: Gönderilen

mesağ :izin; ruhsat; cevaz

mesaha:ölçme; ölçümleme

mesail: meseleler

mesâkin:meskenler; oturulacak yerler

meskûn :içinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş

mesmu :dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir

mesned :isnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe

mesul :sorumlu

 meşfu :şuf'a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal

meşhudat: şahitlik

 meşrut :şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı

meşruta tevliyet davası:
vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava

mevdaddı mahsusa: özel hükümler

mevaşi :koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan

mevhûm:varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan

mevkuf :vakfedilen şey

 mevrid :varacak yer

mevsukiyet: sağlamlık

mezkûr:zikredilen; sözü edilen; anılan

mezrûât:ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler

mezun :izinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi

mezuniyet:izin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma

mikâp :bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp: metreküp)

milk :kudret; tasarruf; mülk

minval: şekil

miras Şirketi: Mirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.

misillû :benzer; örnek gibi

muaccel:ivedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.

muacceliyet:borcun vadesinin gelmiş olması

 Mücavir alan nedir?

 Kentin, belediyelerin gelişmesi bakımından gerekli görülen alandır.(Komşu alan)

 Mücavir alan sınırları belediye meclisi ile İl İdare Kurulu kararına dayanarak vilayetlerce bakanlığa gönderilir.Bakanlık bunları inceleyerek aynen veya değiştirerek onamaya veya değiştirmek üzere iadeye yetkilidir. Mücavir alanın ilgili belediye sınırına bitişik olması gerekmez. Ayrıca, bu alanlar köyleri de ihtiva edebilir. Mücavir alandan çıkarılmada aynı yönteme tabidir. Bakanlık ( Bayındırlık ve İskan Bakanlığı) gerekli gördüğü hallerde mücavir alana alma ve çıkarma konusunda kendiliğinden
 karar verebilir.

muaddel: değişik

muaddün-li-l-istiglâl:
kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya

muadil
:denk; eşit

muafiyet:affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş

muâhede: antlaşma; karşılıklı ant içme

muahhar :sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki

muallak :havada boşta duran; sürüncemede kalmış

muamelat:muameleler; işlemler

muaraza :çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga

muavin :yardımcı

muayyen:belirli; belli; saptanmış

muayyen mâ-adâ:başka; dışında

mubayaa :
satın alma

mucibince:gereğince; uyarınca

mucip :gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi

mucip sebepler:gerektirici sebepler; gerekçe

mugayir :aykırı; zıt; ters

 muhakeme:yargılama

muhammen:tahmin edilen

muharrer :yazılı; yazılmış

muhassas:tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü

muhatara :riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan

muhayyerlik:bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak

muhdesat :sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler

muhik :haklı; geçerli; uygun; gerekli

muhkem kaziye:kesin hüküm

muhtar:özerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı

muhtelif:çeşitli; değişik; farklı

mukabil:karşılık; karşı

mukabeleihilmisil: karşılıklılık esası

mukaddem: önce; önce gelen; daha öncede bulunan

mukadderat:kader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler

mukarrer :kararlaştırılmış

mukarrerat:kararlar; kararlaştırılan şeyler

mukataa: arazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi

mukavele:sözleşme; akit; bağıt

mukayyet :kayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş

mukriz :ikraz eden; borç veren; ödünç veren

muktazi.
gerekli

munkati
:kesilmiş; ara verilmiş

munkazi: bitmek

munsifane: insaflı ölçüde

muntafî:
sönme; ortadan kalkma

muntazır:
bekleyen; gözetleyen

murabaha:
kanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik

murakabe:
denetleme; kontrol; gözetme

muris: kazandıran; veren; miras bırakan, ölümüyle, hakkında miras hukuku hükümlerinin uygulandığı kişi; miras bırakan.

murtabit:bağlantılı

musaddak:tasdikli; onaylı

musakkaf :üstü tavanla örtülmüş; tavanı,damı olan;

musakkafat.
gelir getiren kapalı (damlı) binalar

mutad :alışılmış; âdet olunmuş; normal

mutalebe.talepte bulunma; istemde bulunma

mutasarrıf:tasarruf eden; sancakların en büyük mülki amiri

mutavassıt:aracı; aracılık eden; vasıta olan

mutazammın:içine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen

mutazarrır :zarar gören kimse

muteber :geçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam

muteberiyet:geçerlik; geçerlilik

muttali :öğrenme; haberdar olma; bilgilenme

muvâcehe:yüzleştirme; yüz yüze gelme

muvafakat :uygun görme; onama; razı olma; rızası olma

muvafık :uygun; yerinde

muvakkat:geçici; süreksiz

muvâzaa :danışıklı işlem

muvâzene:denge

muzâf :izafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik

mübâdele:bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim

mübayaa :satın alma

mübâyenet:birbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş

mübâyin :zıt; aykırı; ters

mübeyyin:gösterir

mücâvir :komşu olan; yanında bulunan

mücbir :zorlayıcı; zorlayan

mücerred :soyut; genel

mücmel :kısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare

müctemian:topluca; toplu olarak

müdafi :savunucu; savunan

müdahalenin men'i: Taşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.

müddea:davacının dava ettiği şey; dava konusu

müddeaaleyh:davalı; hakkında dava açılan kişi

müddeabih :dava konusu

müddei .:davacı; iddia eden kişi

müddei aleyh:davalı; hakkında dava açılan kişi

müddei umumi:savcı

müebbet :sonsuz; süresiz

müeccel
:vadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş

müeddî :tediye eden; eda eden; doğuran

müesses:kurulmuş; kurulu; tesis edilmiş

müessir :tesir eden; etkili; tesirli

müeyyid :teyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren

müeyyide:yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.

müflis :iflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir

mühür: Bazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.

mükellef:yükümlü; ödevli; görevli

mükellefiyet:yükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev

müktesip :iktisap eden; kazanan; edinen

mülâhaza :düşünce; görüş

mülâhazât :düşünceler

mülhak evkaf(vakıf):
vakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar

mülki :ülke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin

mülkiyet hakkı:Kişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme yetkisi veren egemenlik hakkı.


mültezem: gerekli görülen; kayırılan

mülzem :bağlı

mümâselet:benzeme; benzeyiş; andırma

mümasil :örnek; misâl; benzeyen; andıran

mümellek-ün-leh: kendisine bir şey temlik olunan kimse

mümellik :temlik eden; mülk olarak veren kişi

mümessil :temsil eden; temsilci

mümeyyiz :sezgin; temyiz eden; iyiyi kötüden ayırma yeteneğine (temyiz gücüne) sahip kimse.

mümtâz .:üstün; ayrıcalıklı; imtiyazlı

mümteni :çekinen; imtina eden; olamaz;

mün'akit olmak: bir sözleşmenin kurulması; akdin oluşması; üzerinde anlaşma yapılmak
 
 münâzaa :uyuşmazlık; çekişme; anlaşmazlık

münaziünfih:niza konusu; uyuşmazlık konusu olan şey; dava konusu

münbais: doğan; ileri gelen

müncer: sonuçlanan; şu veya bu sonuca varan

mündemic:
içinde bulunan; (içinde)yatan

münderecat:içerik; kapsam; içindekiler

münferiden: tek tek; ayrı ayrı; tek başına

münfesih: infisah etmiş; bozulmuş; dağılmış

münhasır: ..ye özgü; ..ye ayrılmış; ..ye mahsus; sınırlanmış; ayrılmış

münkasem: bölünmüş

münkati: kesilen; kesilmiş; kesik; aralıklı

münkir: inkar eden

münselip: kaybetme, keybeden

müntakil:intikal eden; geçen

müntehî: nihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan

mürâdif: eş anlam; aynı anlam

mürafaa:murafaa)
sözlü duruşma; genellikle Yargıtay'da veya İdare Mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad

müraselât:gönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar

mürettep: tertip edilmiş; düzenlenmiş

mürtebit: bağlantılı; ilişkili; ilgili

mürtefi: kaldırma kaldırılmış

mürtehin:rehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip

mürur hakkı:geçit hakkı

müruru zaman:zaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi

müsaade: izin; yardım; uygun olma; serbestlik

müsadere:zoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması

müsamaha:hoş görme; göz yumma; tolerans tanıma

müsâvât :eşitlik

müsavi :eşit; eş düzeyde; aynı seviyede

müseccel:tescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış

müstacel: ivedi; tez; hemen yapılması gerekli

müstacelen:ivedi olarak; acele olarak

müstaceliyet:ivedilik; acil olma hali

müstagallât-ı mevkufe:hayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar

müstehak :hak eden

müstehik :istihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık

müstelzim:gerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu

müsteniden:dayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek

müstesna :ayrık; istisna olan; kural dışı

müşâ' :ortaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal

müşâbehet:benzeyiş; benzeme

müşâbih :benzeyiş; benzeme

müşârün-ileyh:adı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse

müşkilât :zorluk; güçlük

müştemilât:eklenti

müşterâ :iştira edilmiş; satın alınmış

müşterek mülkiyet: Birden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.

 mütâlaa :görüş; irdeleme; düşünce

müteaddit:birden fazla; çeşitli

müteahhidünbih:taahüt edilen,yapılması istenilen şey

müteahhit :taahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen

müteallik :ilişkin; bir şeye dair; ilgili

müteamel :alışılagelmiş

mütebaki :geriye kalan; artan

mütedâir :dair olan; ilişkin; değin
 
mütedavil:elden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden

müteferri :eklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten

müteferriât:teferruat; ayrıntı

müteferrik
:dağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü

mütegayyib:kaybolmuş; yitmiş

mütehammil:tahammüllü; dayanıklı

mütehassıl :doğan; hasıl olan; meydana gelen

mütehavvil :değişken; kararsız

mütekabiliyet: karşılıklılık

mütekabiliyet Esası: Bir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.

mütemâyil :eğilimli; taraflı görünen

mütemerrid:temerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen

mütemmim cüz:tamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça ondan ayrılması mümkün olmayan parçalar, o nesnenin tamamlayıcı parçasıdır.

mütenakıs: çelişik

mütenasip :uygun; denk

müterâfik :beraber bulunan; karışık; birlikte

müterettib :sıralanmış; ait olan; .....üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen

mütesarlülfesat: çabuk bozulan

müteselsil :zincirleme; dayanışmalı; ardı ardına

müteselsil Sorumluluk: Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.

mütevakkıf :bağlı

müteveffâ :vefat etmiş; miras bırakan

mütevelli :bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu

mütevellit :doğan; ileri gelen

müttefik-un-aleyh: üzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış

müttehaz :verilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan

müttehit: birleşik

müvekkil: Kendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.

Müvezzi: dağıtıcı

müzaheret:yardım; koruma

müzayede :artırma; açık artırma

.


En ÜsteN

 

nafaka yükümü: bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.

nâfıa: bayındırlık işleri

nağahani: ansızın

nahiye:bucak; bölge; kenar; kısım; çevre

nail olmak:erişmek; kavuşmak

naiplik:vekâlet

nâkız :bozma; kaldırma;

nâm-ı müstear:takma ad; eğreti ad nasb atama; tayin etme; dikme; saplama

nâsıb :nasbeden; diken; tayin eden; atayan

nâşî :neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle

nâtık :bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak

navlun  mukavelesi: deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.

 Nazım imar planı nedir?

 Varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarını gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan ve genelde 1/25.000 ölçekli planlardır.  Başka bir deyişle “Kentin gelecekte alacağı biçimi gösteren plandır” denilebilir.

 Numarataj belgesi nasıl alınır?

 Bir dilekçe ile numarataj servisine başvurulur. Bu dilekçede binanın bulunduğu il, ilçe, mahalle belirtilir. Varsa ada, parsel ve sokak ismi de belirtilir. Bu dilekçeye ek olarak bağımsız bölümler krokisi düzenlenir. Ve bu krokide bağımsız bölümlerin mesken mi, işyeri mi olduğu yazılır. Numarataj harcı ilgili vezneye yatırılarak, numarataj belgesi
 alınır.

 A) Yeni hiç kullanılmamış taşınmazda :

 Eğer sahip olduğunuz ya da kullanacağınız taşınmaz bir anataşınmazın bağımsız bölümlerinden biri ise ;

 - İskan ruhsatına,

 - Bağımsız bölüm elektrik projesine,

 - İş bitim- işe başlama belgesine ( binayı yapan müteahhitten ya da müteahidin elektrik mühendisinden temin edilecektir)

 - Numarataj belgesine ihtiyaç duyulacaktır.

 Bu belgeler tamamlandıktan sonra bağlı olunan yetkili TEDAŞ Müessese Müdürlüğüne bir dilekçe ile müracaat edilmelidir. Dilekçe ekinde belirtilen standart belgelere ek olarak nüfus cüzdanı fotokopisi, taşınmaz maliki iseniz tapu fotokopisini, kiracı iseniz kira sözleşmesini eklemeniz gerekmektedir.

 Bu gruba dahil olacak abonelik taleplerinde enerji kullanıcısı olarak dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; taşınmazda enerji bulunsa bile abone olmadan enerji kullanılmaması, hatta taşınmaza yerleşilmemesidir. Aksi hareketiniz sonucunda Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği düzenlemeleri gereği aleyhinize kaçak enerji kullanımı işlemi yapılacak ve yüksek meblağda kullanılmamış enerji bedeli ödemek zorunda
 kalacaksınız.

 Eğer sahip olduğunuz ya da kullanıcı olduğunuz taşınmaz anataşınmaza bağlı olmayan tek bir taşınmaz ise yine aynı yöntemler ile elektrik abonesi olmanız gerekmektedir.

 B) Kullanılmış taşınmazda mevcut aboneyi devir alma işlemi :

 Sizden önce başkaları tarafından kullanılmış bir taşınmazı satın alacağınız ya da kiracı olarak kullanacağınız zaman mutlaka elektrik abonenizi standart prosedür (A’da açıklandığı gibi) doğrultusunda üstünüze devir alınız Taşınmazın kullanımını bırakırken de adınıza olan elektrik abonenizi iptal ettiriniz.

 Bu tip aboneleri devir alacağınız zaman dikkat etmeniz gereken en önemli nokta bir önceki enerji kullanıcısının borçlarıdır. Sizden önceki taşınmaz kullanıcısının borçları hakkında yeterli ve net bilgi alabilmek için bağlı olduğunuz Tedaş Bölge Müdürlüğünün Muhasebe Müdürlüğü, Müşteriler Müdürlüğü (Kaçak Takip Servisi) ve Hukuk Müşavirliğine abone numarası veya sayaç numarası ile müracaat edilmelidir. Bu bilgileri, abonelik devir talebinizden ve taşınmazla ilgili yasal ilişki
 kurmadan önce yapmanızda yarar vardır. Bu tip borçlardan yönetmelik gereği sorumluluğunuz yoktur.

 C) Abonelik taleplerinde talepçiden istenecek ücretler nelerdir?

 Eğer yeni bir taşınmazda abonelik talebinde bulunacaksanız; sizden iki tür ücret talep edilecektir. Her abone tesisinde TEDAŞ tarafından müracaatçıdan depozit bedeli adı altında her yıl Tarife Yönetmeliğince belirlenen sabit bir tutar talep edilir. Bu ilk kalemdir. Ayrıca tesise iştirak bedeli olarak adlandırılan bir ücret daha vardır ki bu ücret taşınmazla ilgili bir kalem olduğu için kiracı konumunda olan kullanıcıların taşınmaz sahiplerinden bu ücreti alarak TEDAŞ’a yatırmaları daha doğru olur.

 Eğer daha önce kullanılmış bir taşınmazdaki aboneyi devir alacak iseniz ödemeniz gereken sadece depozit bedelidir.

nazarı dikkat: göz önüne almak

nebât:bitki

nef'î :çıkar ile ilgili; faydacı

nema:büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz

neseben: soyla ilgili; soy bakımından

neşet etmek:doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak

nevi :çeşit; tür

nez' :sökme; kaldırma; yoketme

nezaret:denetim; gözetim; bakanlık

nezetmek: kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak

nısf :yarım; yarı; yarısı

nidâ :çağırma; bağırma; ünlem

nisap:derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması

niyâbet:vekillik;

 niza :ihtilaf; çekişme; uyuşmazlık

nizâm-nâme:tüzük

nizasız ve fasılasız:
uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız

nokta-i nazar
:görüş; bakış açısı

nukud :nakitler; paralar

nükûl :vazgeçme; cayma; kaçınma

nümune:örnek

.


En ÜsteO

 

Olveche: o şekilde

orta malları: Yollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.

ortak Yerler: Kat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.

otlak
bkz. yaylak, kışlak
.

 


En ÜsteÖ

 

ölüme bağlı tasarruf: Gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.

ölünceye Kadar bakma akdi: Taraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.

özel haklar: şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.

özel hukuk: Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.

 


En ÜsteP

  Parselasyon işlemi nasıl yapılır?

 İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sora yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hükümler uygulanır.  Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakati aranmaksızın, sicilleri planlara göre re’sen tanzim ve tesis ederler. Parselasyon işlemi; ilgili belediyeler ya da belediyeler tarafından özel bir kuruluşa yaptırılabilirler.

pafta: Kadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.

parsel: İmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.

paydaş: Bir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.

pedavra:köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.

 


En ÜsteR

 

râbıta :bağlantı; bağ; düzen; tertip

râci :rücu eden; geri dönen; ilgisi olan

rahin:rehin veren; rehneden

rakabe:devri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet

rapt :bağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç

rayiç :sürüm değeri; geçerli olan

rayiç Değer: Bir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.

ref etmek:kaldırmak; örneğin itirazın ref'i (kaldırılması)

refik: arkadaş

rehin: Bir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.

Reisievvel: birinci reis

resen :kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman

resim: Devlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.

resmi gazete: Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.

resmi Senet: Resmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.

resülmâl :anamal; sermaye

reşit
:ergin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi

 Ruhsat alma şartları nelerdir?

 Yapı ruhsatiyesi almak için yapı sahipleri veya yasal vekilleri dilekçe ile belediye ve valiliklere müracaat etmelidir. Dilekçeye sadece; tapu veya tapu kayıt sureti (müracaattan en fazla bir ay önce alınmış), imar çapı (müracaattan en fazla bir yıl önce alınmış), röperli veya yoksa ebatlı kroki ,mimari projei satatik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, ısı yalıtım raporu, numarataj krokisi, Belediye Gelirler Müdürlüğü emlakları eklenmesi gereklidir. Gerekli harçlar yatırılarak inşaat
 ruhsat servisinden inşaat ruhsatı alınır. Ruhsat müddeti alındığı tarihten itibaren iki yıldır. İki yıl içinde başlanmayan inşaatlar için ruhsat yenilenmesine gidilir. Ruhsat alan bina beş yıl içinde bitirilemezse yine ruhsat alınır. Bu durumda müktesep haklar
 saklıdır. (Yeni harç alınmaz).

rücu :dönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;

rüçhan: öncelik; üstünlük; imtiyaz

rüsum :resimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler

rûz-nâme:gündem; yevmiye defteri; takvim

rü'yet :davanın bakılmakta olması
.

 


En ÜsteS

 

sâdır olmak:çıkmak

sahih :sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun

sâkıt :susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz

salâhiyet:yetki; bir davaya bakabilme

sâlif-üz-zikr:zikri geçen; bildirilen

salih :elverişli; uygun

saniyen :ikinci olarak

sarahat :açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık

sarfiyat :harcamalar; giderler

sari :bulaşan; bulaşıcı

satış vaadi : Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

satış Vaadi : Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

savcılık: Devlet adına kamu davasını açan makamdır.

sây :emek; çalışma

sebketmek:vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek

sehim: pay; hisse

selb :zorla alma; kaldırma; giderme

selef: önce gelen kimse

semen:satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para

semere:bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere:Bir şeyin kendisinden oluşan ürün; Medeni Semere:tabii olmayan semere, hukuki işlemlerden doğan semere

senedât:senetler

sened-i hâkanî:
tapu senedi

senevî
:senelik; yıllık

serdetmek:ileri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek

seyrân-gâh:
gezme yeri; dolaşma yeri

 Sit alanı nedir?

 Tarih öncesinde günümüze kadar gelen çeşitli uygarlıkların ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları önemli tarihi olayların meydana geldiği yerler ve tesbiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gereken alanlardır.

sigorta primi : Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.

sin: yaşanılan süre

sirayet :bulaşma; yayılma; geçme

sirkat :hırsızlık; çalma; çalınma

siyanet:koruma

siyasi haklar: Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır

sosyal devlet: fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

sosyal ilişkiler: Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.

sosyal kurallar: sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.

sosyal ve ekonomik haklar: Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.

sözleşme: İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

sözleşme: İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

sözleşmeden Dönme: Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.

 Su basman kodu nedir, kimler tarafından belirlenir?

 Binanın oturduğu tabii zeminden itibaren zemin kata kadar olan şakuli mesafedir. Su basman kotu parselin cephe aldığı yolun trotuar üst kotuna göre (kırmızı kot) belirlenir. Belediyenin su basman seviyesindeki yetkililerce yerinde tespit edilir.

Sudur: verilen ; çıkan

suiniyet:kötüniyet

sukut :düşme; düşüş

sureti mahsusa: özel olarak; özellikle; belli amaçla

sureti mümtaze: öncelikli

suveri müsaddaka:onanmış örnek

sübût :sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama

sükna :oturma yeri; oturulacak yer; konut

sükna hakkı:bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.

sülüsân
:üçte iki


 

En ÜsteŞ

 

şagil :meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan

şahâdet:tanıklık

şahbender: konsolos

şahsi haklar: Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.

şahsiyet hakları: şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.

şahsı âhar (âher): başkası; üçüncü kişi

şamil :içine alan; kapsayan; çevreleyen

şâmil olmak:kapsamak; içine almak

şârih :şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan

şayi :pay; hisse

şâyi hisse:ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay

şayian :ortaklaşa

şefi :şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı

şerait:şartlar; koşullar

şerh :kişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim

şerik :ortak; iştirakçi

şerh: Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde belirten yazıların (kayıtların) genel adı.

şibh (şibih):benzer; benzeme; benzeyiş

şifahî beyan:
sözlü açıklama

şufa
:önalım; öncelikli alım

şufa hakkı:önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.

Şuhut: şahitler

şümul
:kapsam; içine alma; kapsama

şüyu :paydaşlık; hissedarlık

 


En ÜsteT

 

taaddüd: birden çok

taahhütname: Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.

 taalluk:ilişiği olma; asılma; ilgi

taayyün:tayin olunma; belli olma; belirme

tabiyet: kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık

tacir :ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

tadât :sayma; sayılma; sayım

 tadil :değiştirme; değişiklik

 tağyir:başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme

tahaddüs: ortaya çıkmak

tahassul:hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma

tahavvül :değişme; dönme

tahdîdât :sınırlamalar; kısıntılar

tahfif :hafifletme; azaltma

tahkikat: soruşturma

tahlif: yemin

tahliye taahhütnamesi: Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.

tahliye: Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.

tahrir: yazım

tahsin: beğenme

tahsis: Emrine verme; özgüleme.

tahşiye: çıkıntı yapmak

takas: Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.

taksim: Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.

takyit: kısıtlama

ta'lık :geciktirme; askıda bırakılma

tahmil:yükleme

tahrip :harabetme; yıkma; kırma; bozma

tahrir :yazma; yazım

tahriren:yazılı olarak

taht :alt; aşağı

tahtani:binanın alt kısmı

tahtani fevkani.:
altlı üstlü

tahvil :değiştirme; değiştirilme; borç senedi

tahvilat:tahviller

 T.A.K.S ve K.A.K.S nedir?

 T.A.K.S: İmar planı üzerinde yazılı taban alanı katsayısı o imar adasındaki imar parselinde yapılacak inşaatın toprak üzerinde kaplayacağı en büyük bina sahasını gösterir. Azami bina sahası imar planı üzerinde yazılı taban alanı katsayısı ile belirtilmiş miktardan büyük olamaz.

 Örnek : 0.20 — TAKS

 0.80 — KAKS

 K.A.K.S. : İmar planı üzerinde yazılı kat alanı kat sayısı, o imar adasındaki imar parselinde yapılacak binanın inşaat alanları toplamını gösterir. Bina inşaat alanı imar planı üzerinde yazılı kat alanı katsayısı ile belirtilmiş miktardan fazla olamaz.

 K.A.K.S’a kısaca “inşaat emsali” veya inşaat yoğunluğu” da denir.

 Bazı belediye sınırları içinde (Örn:Antalya) belirtilen TAKS / KAKS terim tanımları meclis kararlarıyla farklı uygulanmaktadır.

 Bu meclis kararları İmar planında belirtilen yapı durum ve koşullarına yani imar yasa ve yönetmeliklerine aykırı olup, kentin yoğun yapılaşmasına önemli etken olmaktadır.

 İmar plan lejantlarında (Plan Notlarında) yer alan bu meclis kararlarıyla sürdürülen uygulamaya göre ;

 İnşaat sahasi : “Bodrum katlarda yapılan imalat ve bölümler (Subasmanı kotu 2.50 metre olup, 1. bodrum kat olarak adlandırılmakta ve işyeri veya mesken olarak kullanılmasına izin verilmektedir.) Zemin ve normal katlardaki açık ve kapalı çıkmalar ile ışıklıklar ve hava bacaları ve her katta 16 m2 ve daha fazla kullanılan merdiven ve asansör boşluğunda maksimum 16 m2’nin ; 16 m2’sinin altında kullanılan merdiven ve asansör boşluğunda ise kullanılan alan kadar sahanın inşaat alanı dışında
 bırakılması ve bütün katlarda iskanı mümkün olan sahalar toplamıdır” şeklinde tanımlanmış ve kentsel yapılaşma bu esasa göre sürdürülmektedir.

takaddüm: önce gelme; önde gelme

takarrür etmek: kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar

takrîr :önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

takrir etmek:sağlamlaştırmak

takyit :sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama

talâk:  islâm hukukunda boşanma

talîmâtnâme:yönetmelik

tapuyu misil :tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha

tarla: Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası.

tarik :yol; yöntem

târik :terkeden; bırakan

tariki âmm: herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;

tasarruf: Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.

tashih:düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi

tasrih etmek: açıklamak; belirtmek

tasvib :doğru bulma; uygun görme; onaylama

tatbika medar imza:
uygulamaya elverişli imza

tathir :temizleme

tavassut:aracılık; ara bulma; aracı olma

tavazzuh: aydınlanma

tavzîh :açıklama

tavzif: görevlendirme

tazammun etmek:öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak
 
tazminat: Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir. 

teadül :beraberlik; denklik; birbirine denk gelme

teahhur(teehhür):gecikme; temerrüt

teâmül :örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.

teati: karşılıklı gönderme

tebaa :uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler

tebâdür:akla gelme; hatırlanma

tebârüz ettirme:belirtme; ortaya koyma

tebdil :değişme; değiştirilme

tebeddül:değişiklik

tebellüğ :bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma

tebellür :netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma

tebeyyün etmek: saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak

tebligat: Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

tecdit :yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.

tecezzî: bölünme; doğranma

tecvîz :ceza verme; caiz görme

tedabir:tedbirler önlemler

tedarik :sağlama; temin etme

tedavül :sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma

tebdil : değiştirmek

tebeddül : değişiklikler

tebeyyün :ortaya çıkmak

tediye :ödeme; bir borcun ödenmesi

tedricen:azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak

tedvîn :hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma

teehhür:gecikme; sonraya kalma

teemmül:düşünüp taşınma; etraflıca düşünme

teessüs :kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma

tefehhüm:anlamak; akıl erdirmek

teferruat :ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.

teferruğ :satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme

teffiz :bkz. tefvîz

tefhim:verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi

tefrişat:döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya

tefvîz :ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma

tehâlüf:yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma

tehir erteleme; ara verme

tek taraflı irade beyanı: Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.

tekabül etmek:karşılamak; karşılık olmak

tekaüd :emeklilik

tekâyüd:birbirine hile yapma

tekeffül :birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme

tekemmül:tamamlanma; olgunlaşma

tekevvün etme: yaratılma; meydana gelme

telâfi: zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme

telâhuk: birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması

 telhîs: hülasa etme; özetleme; özet

telif: yazma; uzlaştırma

telif hakları : fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

telvis etmek: kirletmek

temadi: sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama

temellük:mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma

temerrüd:direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme

temettü: kâr; kazanç payı; yarar

teminat: Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.

teminat akçesi: bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para

temlik: devir

temlik: Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.

temyiz Kudreti: İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.

 tenâküz: çelişki

tenbih: uyarma; uyarı

tenezzül: inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme

tenkis: indirme; azaltma; eksiltme

tenmiye: nemalandırma; artırma; işletme

tensip: uygun görme

tenvîrât: aydınlatma; ışıklandırma

tenzil: indirtme; azaltma

terâküm: birikme; biriktirme

tercihe şayan: üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen

tereke (terike): miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı

terekküp etmek: oluşmak

teressübât :tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar

terettüp etmek: düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek

terhin :rehin olarak verme; emanet bırakma

terkin :silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi

termim: tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme

tersîmât: resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler

tertip :sıra; düzen; düzenleme

tesâhub: sahip çıkma; koruma

tescil: Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

tesellüm :teslim alma

tesmiye :ad koyma; isimlendirme; belirleme

tesviye :sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme

teşevvüş: karışıklık; kargaşalık

 teşmil
:kapsamına alma; yayma

tevakkuf: bağlı olma; durma

tevarüs :bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme

tevdi etmek:
vermek; bırakmak; sunmak

teveccüh :yönelme; yakınlık duyma; sevgi

tevellüt: doğum; doğma

tevessül etmek: başvurmak; kalkışmak; girişmek

tevfik :uydurma; uygunlaştırma

tevfikan: uyarınca; (ona) göre

tevhid :birleştirme

 tevkil: Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.

tevlit etmek: doğurmak

tevliyet :vakfın işlerini yönetmek

tevliyet davası: mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava

tevsî' :genişleme

tevsîk :belgelendirme

tevzi :dağıtma

tezâyüd: artış; çoğalma

tezkere-i sâmiyye: sadrazamlık makamından yazılan tezkere

tezyinat :süslemeler

toprak : Üstünde bitkilerin yetiştiği yersel doğa parçası, belli bir anlamda doğa deyimiylede anlamdaştır. Klasikler doğa güsünü (toprak),insan gici (emek) ve para gücü (anamal)’yle birlikte üç değer yaratıcısından biri saymışlardır.Toprakçılara (fizyokratlara) göre tek üretken güç odur.Ayırdedici niteliği yeniden üretilemeyişidir, belli ve sınırlıdır,ne azalır ne çoğalır,bundan ötürüdür ki ona sahibolanlar ondan emeksizbir gelir (rant) elde ederler, Üstüne bina yapılmak için ayrılmış toprağa arsa,birikme yoluyla oluşmuş toprağa alüvyon denir.

 

toplu iş sözleşmesi: işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.

trampa: Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.

tüzel Kişi: Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.

tüzük :  Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.

 


En ÜsteU

 

uhde :görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme

uhdesinde: üzerinde; sorumluluğunda

ulak :haberci; haber götürücü

umran: bayındır

umranî: bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme

 umur :işler

urup :arşının sekizde biri

 Uygulama imar planı nedir?

 Tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren 1/1000 ölçekli plandır.

uyrukluk : Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.

uygulama imar plânı : onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plân

uzatılmış mal ortaklığı: Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.

 


En ÜsteÜ

 

üçüncü şahıs: Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.

üst hakkı: Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.

 


En ÜsteV

 

vabeste :bağlı

vakfiye :vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge

vakıf :tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi

varaka: belge; yazılı kağıt

varant :rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet

varîd :gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan

vâridât: gelirler; devlet(kamu)gelirleri

vâris :mirasçı

vasıl olmak :ulaşmak, erişmek

vasi: Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.

vatandaşlık : Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.

vaz' :koyma; konulma (yürürlüğe koyma)

vazıyed etme: bir şeye veya bir işe el koyma

vaziyet :durum; hal

vecîbe :borç

veçhile :(bu) yönden; böylece; uyarınca

vefa hakkı:
hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak

vehle :öncesi; baş tarafı; dakika; an

vehle-i ûlâ: ilk başlangıç; birdenbire

vekalet Sözleşmesi: Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.

vekil: Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.

velayet: Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.

velev :olsa bile; hatta; ister; isterse

veli: Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.

verese: mirasçılar

vergide adalet ilkesi: herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır

vesayet: Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.

vesait :vasıtalar; araçlar

vezâif :vazifeler; görevler

vicahî
:yüze karşı; tarafın yüzüne karşı

vikaye :koruma

vuku bulmak: olmak; oluşmak; meydana gelmek

vücut bulmak:
doğmak; yapılmış olma

 


En ÜsteY

 

yabancı : bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.

yalamuk :çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk

yapı :(imar hukukunda) karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler

yapı alacaklısı ipoteği:
bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni

yapı kullanma izni
:iskân belgesi

yapı malikinin sorumluluğu:bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması

yapı ruhsatı
:inşaat izni; inşaat ruhsatı

yargı: Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.

yayla :çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer

yaylak: : Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak

yed :el ;elinde bulundurma

yed'i istirdat: mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek

yediemin :uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl

yekûn
:toplam

yeni arazi teşekkülü: Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.

yeniden değerleme: Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.

yerleşme alanı: imar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü

yeşil alan :şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan

yönetim planı: Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme


En ÜsteZ

 

zabıt defteri: Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.

zabıtname: tutanak

zâhire :yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat

zâhirî :görünen; görünüşte

zail :zeval bulma; bitme

zamanaşımı: Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.

zamin: bir şeyi tazmin eden; kefil

zevâid (zevait): vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan

zeval :son; bitim; nihayet; yok olma

zevciyyet: kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik

zımnında :dolayısıyla; için; olarak

zımnî :üstü kapalı; açık olmayan

zikretmek: anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek

zilyet
:bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen

zilyetlik: Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet  ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.

ziya :kaybetme; yitme

ziyade: fazla; çok; aşırı

zuhur etmek: ortaya çıkmak; doğmak



Başa Dön

Sigorta Terimleri Sözlüğü

SİGORTA TANIMLARI

ACENTA (AGENCY)
Vekâletle ve sürekli surette ticaret evlerine ait işleri yapan, mukaveleleriakdeden ve tüccar memuru sıfatını taşımaksızın başlıbaşına bir ticaret evi gibi çalışan kimse.
Acenta ile müekkil arasındaki hukuki münasebetlerde ticari vekâlet hakkındaki hükümler yürür.
AÇIK KUVERTÜR
Denizde taşıma sigortalarında, sigortacı, bazı yollar veya bazı ticari emtia için bütün yararları yahut bütün yüklemeleri, tespit edilen yada ileride kararlaştırılacak fiyatlarla garanti etmeyi taahhüt eder.Garanti sınırları içinde olan yollamalar meydana geldikçe, sigortalı sigortacıya haber verir ve zaman zaman pullu poliçeler kesilir. Ancak sigortacılar bir gemideki, garanti edilen menfaatlerin en yüksek noktasını daima tespit ettirirler.
AÇIK POLİÇE
Nakliyat sigortalarında kullanılan bir poliçe tipidir.Sigorta ettirenin yaptırdığı bir poliçe ile başka başka zamanlarda yollayacağı değişik mallar sigorta edilmiş olur.
AHZUKABZ
Bir miktar meblâğın elden tesellüm edilmesi veya o miktar meblâğın kasa hesabına kaydı.
AJUSTEMAL
Fiyat tablolarının düzeltilmesi metodları olup, hayat sigortası işlemlerinde kullanılır.
ÂMME SİGORTASI
Devlet veya bir âmme hükmi şahsının sigortacı sıfatiyle yaptığı sigorta : işçi sigortası gibi.
Amme sigortası muayyen vazife veya meslek erbabının kendilerini sigorta ettirmeğe mecbur tutulmaları şeklindede gözükür.Meselâ avukatların kendilerini sigorta ettirmeğe mecbur olmaları gibi.
AMORTİSMAN SİGORTASI
Yıllık ödemeleri gerekli kılan ipotek karşılığı bir istikraz mukavelesini veya gayrimenkul satışı mukavelelerini temin gayesiyle yapılan sigorta.İstikrazda bulunan şahıs veya gayrimenkul satın alan kimse borcunun en son taksitini ödeme zamanına kadar geçecek müddete tekabül eden bir müddet içerisinde, yıldan yıla ödiyeceği primler karşılığı olmak üzere, sigorta şirketinden ölümü halinde kendisini borcundan kurtaracağına dair taahhüt alır.Ölüm vukuu halinde de bu taahhüde binaen sigorta şirketi ölümün yıllık borç taksitlerini sağlığında bizzat yaptığı gibi, zamanında ödemeğe devam eder.
ANALIK SİGORTASI
Bu sigortalar yardım birlikleri tarafından tatbik olunur.Bu birliklere dâhil bulunan kadınlar doğumdan sonra istirahat edebilmek için bir miktar tazminat alırlar.Sigorta doğumdan evvelki muayyen bir zamanı ve bazen çoçuğun iki yaşına kadar gelmesine kadar geçecek olan devreyide karşılar.Bu muamele daha ziyade bir yardım muamelesidir.
ANTREPO (STORE)
Gümrük ve gümrük idaresi delâletiyle tahsil edilen vergi ve resimleri ödenmemiş olan malların muhafazası için kurulan depolar.
Bu depolarda eşya mahiyetlerine göre mahdut bir zaman kalır ve sahiplerinin borçlarını ödedikçe vakit vakit bu mallar üzerinde tasarruf ve muhafaza şartlarını temin selâhiyeti tanınır.Antrepolar ya hakiki ve umumi yahut itibari olur.Hakiki ve umumi olanlar müstesnalarından maada her türlü eşyanın konmasına müsait olanlardır.Kereste,gaz,genzin gibi hususi mahiyeti olan maddelere tahsis edilen antrepolara da husisi antrepo denir.
İtibari antrepolar, malların muhafaza edileceği depoların sahibi resmi bir müessese olmayıp, hususi olanlar ve fakat hakiki antrepolarda olduğu gibi devletin umumi mürakebesi altında bulunan antrepolardır.Bu tip antrepolara mal sahibinin de anahtarı bulunduğu ve idare ile birlikte açılıp kapandığı için çifte anahtarlı antrepolarda denir.
ARBİTRAJ
Muhtelif piyasalardaki fiyat farklarından faydalanarak kazanç sağlamak üzere esham,tahvilat vesair kıymetlerin alım satımına denir.Kambiyo tahdidatı bulunmayan muhtelif piyasalarda aynı zamanda kote edilen döviz kurları arasındaki farklardan kazanç temin etmek maksadiyle yapılan kambiyo muamelelerine de arbitraj denir.
ARA LİMANI (İNTERMEDİATE PORT)
Geminin yola çıktığı limanla varacağı liman arasındaki limanlar.
AŞKIN SİGORTA
Malın değerinden daha yüksek bir meblağ için yapılan sigorta.
AKTÜER (ACTUARY)
Sigorta kuruluşlarının istatistiklere ve ihtimallere dayanan hesaplarını hazırlayan uzman kişi.
AVARYA (AVERAGE)
Gemiye veya yüke kendi yıpranmalarından veya fırtına,buz,sis gibi tabiat kuvvetlerinden yahut kaptan,tayfa yükle alakalılar gibi insanların fiillerinden yahut da harb sırasında milletlerarası deniz ticareti hukukunun ihtiva ettiği hususi kaidelerin mülkiyeti korumamasından dolayı ârız olan maddi hasarlar ile fevkalâde masraflar.(Büyük,müşterek avarya ve küçük,hususi avarya olmak üzere ikiye ayrılır.)
Avarya, hasar avaryası,masraf avaryası,avarya hesaplaşması tabirleri deniz sigortalarında sıra ile tazmin mevzuu olan veya olmıyan hasarları, para külfetine sebebolanları, kırılma, bozulma ve saire şeklindekileri ve bunlar için sigortacı ile sigortalı arasında kanun ve mükaveleye göre yapılan tazmin muamelelerini anlatır.Deniz hasaratı.
AVAL SİGORTASI
Bir nevi itibar (kredi) sigortası olup, sigortacının müşteri üzerine çekilen poliçelerin vadesinde ödenmesini temin etmesidir.
AVENAN
Zeyilname,şartlar değiştiği takdirde sigorta mukavelelerince ilave edilen ek mukavele.
BAĞLAMA LİMANI (HOME PORT)
Geminin ikametgahı gibi sayılan limandır.Gemi orada donatılır, mevzuteşkil ettiği hukuki tasarrufların mühim kısmı bu limanda cereyan eder.Geminin sicil dairesi bu liman veya bölgesindedir,selahiyetli mahkeme ve tebliğat mahalli kaide olarak oradadır.
BARATARYA (BARRATRY)
Hilekar manasına gelen barattan gelir.Alman ve Türk hukukunda kaptan ve diğer gemi adamlarının donatana veya yükle alakadara karşı her türlü kasıt, hile ve desise ile bulaşık emniyet kırıcı hareketleridir.Kaptan barataryasından şahsen sorumludur.
BARINMA LİMANI (PORT OF EMERGENCY)
Geminin havanın fenalığından veya düşmandan korunmak veya acele bir tamiri yaptırmak maksadiyle sığındığı liman.İngiliz,Fransız hukuklarının istisna ve takyitlerler kabulüne mukabil, Türk,Alman hukuku ve York-Anvers kaideleri barınmayı büyük avaryadan sayarlar.
BAĞIMSIZ LİMAN
Gümrük resmi ödemeden girilip çıkılabilen liman.
BIRAKMA (ABANDONMENT)
A) Müşterek donatanların tamir ve navlun mesuliyetinden kurtulmak için paylarından vazgeçerek iştirakten ayrılmaları.
B) Deniz sigortalarında sigortalanmış şeylere ait hakların sigortalı tarafından tamamen bırakılarak sigorta bedelinin tamamının istenmesi.
BIRAKMA BELGİTİ
Herhangi bir şeyin bırakılması karşılığında düzenlenen belgit.
BİRLİKTE (MÜŞTEREK) SİGORTA
Mütaaddit sigortanın bir nev’idir; muayyen bir mal veya menfaatin muhtelif sigorta şirketlerine ayrı ayrı, aynı zaman için ve aynı rizikoya karşı malın kıymetine kadar sigorta edilmesi.Bunun hususiyeti sigortacılardan her birinin malın mecmuu kıymetine nazaran sigorta ettiği bedel nispetinde mesul oluşudur.
BOŞALTMA LİMANI (DİSCHARGİNG PORT)
Yükün boşaltıldığı limane denir.Aynı geminin birden çok boşaltma limanı olabilir. Mukavelenin sâkit kaldığı bazı hususlar boşaltma limanı nizamlarına göre tayin olunur.
CİHAZ SİGORTASI (DOWRY İNSURANCE)
Kız çocuğuna evleneceği zaman, yahut da muayyen bir yaşa geldiği vakit tazminat tediyesini göz önünde tutan bir sigorta çeşididir.Erkek çocuk için dahi muayyen bir yaşa geldiğinde bir meslek veya sanat tutması için gereken sermayeyi temina mâtuf olmak üzere yapılabilir.
C.İ.F. SATIŞ
Cost,insurance,freight kelimelerinin ilk harflarinden meydana gelmiştir.Malın bedeli, sigorta ücreti,navlun demektir.Yani malın gemiye yükletilmesi şartıyla, mal bedeli ve satıcının ödeyeceği sigorta ücreti ve navlundan ibaret bir bedel karşılığında satılması demektir.(TK.1139)
ÇATMA (COLLİSİON)
İki veya daha ziyade müstakil geminin doğrudan doğruya veya dolayısiyle çarpması veya birbirlerine değmesi.Çatmadan hukuki mesuliyet doğar.
ÇİFTE SİGORTA (DOUBLE İNSURANCE)
Aynı eşya üzerindeki aynı menfaatin aynı hasara karşı aynı zaman için ve muhtelif sigorta bedelleri mecmuu malın değerini aşmamak şartıyle, birden fazla sigortacı tarafından sigorta edilmesi hali (Bu duruma’’ mütaaddit sigortacılar tarafında sigorta ‘’adı da verilir.)
DALGALI (ABONMAN) SİGORTA (FLOATİNG POLİCY)
Bir veya birçok rizikonun muayyen bir müddet için muayyen bir para ile sigorta edilmesi. Bu sigortada sigorta edilen kıymetler belli değildir.Ancak, hasarın vukuu günü belli olacaktır.Onun içindir ki, sigortaya ‘’dalgalı’’ denmektedir.Sigorta devam ettiği müddetçe sigorta olunan kıymetler her an değişebilir.Kararlaştırılan para miktarına kadar sigorta daima caridir.Bir iş sahibinin çalıştırmakta olduğu bütün işçileri bir yıl içerisinde uğrıyabilecekleri kazalara karşı muayyen bir miktar para için sigorta ettirmesi halinde bir dalgalı sigorta meydana gelmiş olur.Dalgalı sigortanın ispat vasıtası olan poliçeye umumi ve kolektif poliçe veya dalgalı poliçe denir. Damga resmi kanunu buna’’ mütedavil sigorta mukavelenamesi ‘’ adını vermektedir.Bununla antılmak istenen şey, muayyen müddet bitmedikçe mukavelenin, ara yerde hasarlar vukua gelse bile yine devam edeceğidir.
DEPPOY (DEPOT,QUARTERMASTER’S STORE)
Askeri eşya anbarı.(silah,elbise,v.b.)
DENİZ ÖDÜNCÜ
Gemiyi,navlunu,yükü rehin etmek yoluyla kaptan tarafından yapılan borç alma sözleşmesi.
Türk ve Alman hukuku bunu sadece olağanüstü zorunluk durumlarında kabul etmişlerdir.
DENİZ TECİMİ
Deniz yoluyla yapılan ticaret.
DENİZ HASARATI
Avarya
DİSPEÇ (AVERAGE ADJUSTMENT)
Her büyük avarya sonunda gemi,yük ve navlun ile alakalıların kendilerine isabet eden alacak ve vereceği tesbit ve taksim etmek ihtiyaciyle yaptıkları hesaplaşmayı tevsik eden kâğıt.Bu tabir küçük avaryalarla sigortalı ile sigortacı arasındaki hesaplaşmalar hakkında da kullanılmaktadır.
DİZBARKO (UNLOADİNG)
Bazı limanlarda yükün gemiden boşaltılarak karaya getirilinceye kadar üstüne binen masraflar yekûnunu anlatır.Bazen bir geminin bir limanda suya, kömürü ve kumanyası dahil olmak üzere limandan faydalanmak mukabilinde ödediği paralar hakkında da kullanılır.
DOK (DOCK)
Gemi yapımı havuzu.Ayrıca ticaret mallarını saklamak için rıhtımlarda yapılan büyük depolarıda dile getirir.
DOĞUM SİGORTASI
Evli şahısların her çocuğu doğdukça muayyen bir sermaye temini için yapılan sigortadır.
DOLUYA KARŞI SİGORTA
Dolu tanelerinin gökten düşmesi neticesinde menkul veya gayrimenkul eşya üzerinde ve bilhassa zirai mahsullerde husule gelen maddi zararları karşılamayı istihdaf eden sigorta.Uzun zaman sigortaya mevzu olamıyacağı söylenen dolu rizikosu bugün çok memleketlerde ya doğrudan doğruya devlet eliyle, yahut da devletin müdahalesiyle sigorta edilmektedir.Birçok devletlerde doluya karşı sigortanın hususi teşebbüsler tarafından yapıldığı da görülür.
DONATAN (SHİPOWNER)
Türk ve Alman hukukuna göre gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibi.Armatör tâbirinin Fransız ve emsali yabancı hukuklardaki anlamına her zaman uygun değildir.Çünkü bu memleketlerde gemi üzerinde mülkiyet zaruri bir unsur teşkil etmez.
DONATANIN MESULİYETİ
Deniz hukukuna has bir nevi daraltılmış mesuliyet.Bir kimsenin borçlarından dolayı bütün mamaleki ile mesul olması ana kaidesine istisna olarak deniz hukukunda donatanların yalnız denize, daha doğrusu yolculuğa tahsis ettikleri serveti ile (deniz serveti) veya servet miktarınca mesul tutulmalarıdır.
DONATMA (OUTFİTTİNG OF A SHİP)
Dar manada : Bir geminin denize çıkabilmesi için icabeden vasıtalar,malzeme ve vesikalarla techiz olunması.
Geniş manada : Donatanın icra ettiği sanatın kendisi.Bu anlamda donatma : bir teknenin denize ve yolculuğa hazırlanması ve işletilmesi suretiyle deniz ticareti işlerinden birindeki bütün işletme faaliyetidir.
DONATMA İŞTİRAKİ (COLLECTİVE SHİP OVNERSHİP)
Müşterek menfaat güden birden fazla şahısların müşterek malik oldukları bir gemiyi deniz ticaretinde kullanmaları halinde meydana gelen birlik.Gemi bir ticaret şirketinin, mesela bir anonim şirketin, malı olursa o şirket kanunun anladığı manada bir donatma iştiraki sayılmayıp münferit bir donatan olacağından donatma iştiraki hükümleri tatbik olunmaz.
EMİR LİMANI (PORT OF CALL)
Yolculuğun asıl hedefi hakkında , yani gemiyi veya yükü nereye sevketmesi lazım geleceği hususunda kiralayan veya yükletenden emir almak üzere kaptanın gemisiyle gidip bekleyeceği liman. Bu emri kiralayanın veya yükletenin kendiliklerinden vermeleri lazımdır; emir limanında bekliyen kaptanın bunlardan ayrıca talimat istemeye mecburiyeti yoktur.
EMİSYON (İSSUE)
İhraç.
EMTEA (PROPERTY,POSSESSİON)
Ticarette kullanılan bir terim olup; ticaretin mevzuunu teşkil eden her türlü menkul malları ifade eder.
ENKAZ (WRECKAGE,DEBRİS,RUİNS)
Su,rüzgar,zelzele veya diğer tabii kuvvetler vasıtasiyle yahut her hangi bir suretle ait oldukları muhitten veya tâbi oldukları asli cisimden ayrılmış olan şeyler. Asli cisim bir gayrimenkul olabileceği gibi bir menkul de olabilir. Fakat bir gayrimenkule ait olan enkaz dahi daima menkul haline inkılap eder. Ve menkul mallar hakkındaki hükümlere tabi olur. Lukata hakkındaki hükümler enkaz hakkında da tatbik olunur, yani enkazı her ne suretle olursa olsun eline geçiren bir kimse kaybolan bir malı bulan kimse gibi, sahibine veya zabıtaya haber vermekle mükelleftir.
ENVANTER (İNVENTORY)
Müfredat cetveli
EKSPER (COURT EXPERT)
Bilirkişi
FATURA (İNVOİCE)
Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını,vasıflarını,ölçüsünü,fiyatını ve sair izahları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulasıdır.Sekiz gün içinde itiraz edilmeyen faturanın münderecatı kabul edilmiş sayılır.Kabul edilmiş faturalar,akitten doğacak ihtilaflarda ispat vasıtası olarak kullanılabilir.
FESH-İ AKİT
Rıza ile veya herhangi bir sebeple akdin kaldırılmasıdır.
FESH-İ İHBAR
Hizmet veya kira akitlerinde taraflardan birinin mukavele hükümlerine devam etmemek hakkındaki iradesini diğer tarafa bildirmesidir.
FESİH (ABOLİTİON,CANCELATİON,DİSSOLUTİON,ANNULMENT)
Fesih, hukuki muamelenin irade ile ortadan kaldırılmasıdır: cemiyetin kendisini her zaman feshe karar verebilmesi veya hakimin karariyle cemiyetin feshedilmesi hallerinde olduğu gibi.
İnfisah, akdin kendiliğinden ortadan kalkmasıdır.Hizmet akdi işçinin ölümiyle sona erer.Kezalık muayyen müddetle faaliyette bulunmak için teşekkül eden cemiyetler ve şirketler bu müddetin hitamiyle infisah ederler.Cemiyetin aciz haline düşmesi veya idare heyetinin nizamnameye tevfikan teşekkülüne imkan kalmaması da cemiyetin infisahını intaceder.
FESİH DAVASI
Taraflar arasında yapılan hukuki muamelenin ortadan kaldırılmasını istihdaf eden davadır.
FOB SATIŞLAR
F.O.B (free on board) bu terim limanda teslim şartiyle yapılan satışlarda kullanılır.Fob satışlarda satıcı malı, alıcı tarafından tayin edilen veya ticari teammüllere göre yükletilmesi icabeden gemi küpeştesine kadar getirip gemiye yüklemeye mecburdur.Buraya kadar yapılması gereken masraflar,vergiler ve resimler satıcı tarafından ödenir ve bu ana kadar malın bütün ziya ve hasarları satıcıya ait olur.Alıcı da gemiyi temine ve malın gemiye yüklenmesinden sonraki bütün masrafları ve zararları üzerine almaya mecburdur.
F.O.W.
Eşyanın vagonda teslimi demektir.
GAİPLİK (ABSENT,ABSENCE)
a) Bir şahsın ölümünün pek muhtemel bulunduğunu kabul ettirebilecek bazı alametler ve emareler içerisinde kaybolması(mesela bir gemi batması,yangında kaybolmak) veya kendisinden uzun zaman haber alınmadan ortadan kaybolup gitmesi hali. Bu hal mahkeme kararı ile tesbit olunmak lazımdır ki buna gaiplik kararı denir ve umumiyetle ölümün hukuki neticelerini doğurur. (M.K. 31-32)
b) Yolculuğa başlamış olan bir geminin, gaiplik müddeti (T.K.1403,1404) içinde varma limanına ulaşmamış ve muddet içinde alakalılarında ondan haber almamış olması. Bu hal , geminin kalkma limanından çıktığı zamana ve gaiplik müddeti içinde geminin varma limanına ulaştığına dair güvenilir vesikalarla ispat edilebilir.(T.K.1425 NO:3) Gaiplik halinde sigortalı sigortalanmış şeye ait haklarını bırakma suretiyle devrederek sigorta bedeli bütününün ödetmesini isteyebilir.(T.K.1402 NO:1)
GARAME
Deniz ticaretinde büyük avaryanın gerektirdiği tedbirlerden doğan zarar ve masrafların kurtulan gemi, navlun ve yük arasında oranlı olarak paylaştırılmasıdır.
GEMİ (SHİP,VESSEL,BOAT)
Sular üstünde insanların arzu ve iradesine tabi olarak insan veya eşya taşıyan her nevi nakil vasıtası.
GEMİ ADAMLARI (CERTİFİCATED OFFİCERS)
Geminin görülecek her türlü işleri için donatan veya kiralıyanın para ile tuttuğu kimseler.Bunlara ‘’gemi mürettebatı’’ da denir.Kaptan,gemi zabitleri,tayfalar ve gemide çalışan diğer bütün şahıslar gemi adamlarından sayılır.
GEMİ ALACAKLILARI
Deniz serveti üzerinde kanuni rehin hakları, yani donatanın diğer alacaklılarına nazaran imtiyaz ve rüçhan hakları olan alacaklılardır.Gemi alacaklısı hakkı yalnız donatana değil gemiye zilyet olan üçüncü şahsa karşı ileri sürülebilir.
GEMİ JURNALİ (LOG - BOOK)
Her gemide bulunması lazımgelen ve kaptanın nezareti altında ikinci kaptan ve bunun mazereti halinde, bizzat kaptan veya nezareti altında olmak şartiyle, tâyin edeceği gemi adamlarından elverişli bir kimse tarafından tutulan bir defterdir.
Her yolculukta gemiye, yüke ve kısmen de gemide bulunan şahıslara müteallik olmak üzere (mesela havanın hali,takip edilen rota,gemi ve yükün uğradığı kazalar ve bunların tafsilatı v.s. gibi) geçecek bellibaşlı hâdiseler günü gününe bu deftere yazılır.
GEMİ MÜLKİYETİ
Gemi üzerindeki mülkiyet hakkı. Bizde gemi mülkiyeti, tarafların mutabakatiyle, teslimsiz de iktisap olunabilir.
GEMİNİN TAHMİLİ
Yükleme
GEMİ PAYI
Gemi üzerindeki müşterek mülkiyette müşterek maliklerden her birinin hissesi.
Gemi payına sahib olmak müşterek donatanlıkta ortaklık sıfatını verir. Malik kendi payını dilediği gibi temlik ve terhin edebilir.
GEMİ REHNİ
Sicilde kayıtlı gemi üzerinde tesis olunan bir nevi ipotektir ki mukavele ve tescil yoluyla tesis olunur. Alacaklıya takip ve rüçhan hakkı verir, gemiyi ve takımlarını takyit eder, fakat navluna ve sigorta teminatına şamil değildir.Kanuni rehin hakkını doğuran imtiyazlı alacaklıların tekaddümü dolayısiyle gayrimenkul ipoteği kadar güvenli değildir.
GEMİ SİCİLLİ
Gayrisafi hacmi istiabisinde elli metre mikâbını geçmiyenler hariç olmak üzere deniz ticaretine ayrılan gemi ve yatlar, denizci yetiştirme gemileri gibi denizde taşıma yolu ile kazanç elde etmede kullanılmıyan Türk gemilerinin kaydettirileceği resmi sicil.
Sözü geçen vasıfları haiz ve Türk malı olan her gemi mukayyet bulunduğu bağlama limanının tescil dairesine kaydolunur.Trabzon,Samsun,Zonguldak,İstanbul,Bandırma,İzmir,Antalya ve Mersin limanlarında birer tescil dairesi vardır.Tescil dairelerinin amirleri liman reisleridir.
Gemi sicili alenidir.Hukuki mahiyeti bakımından medeni kanunun 7nci maddesindeki resmi siciller meyanına dahildir.
GEMİ SENEDİ VEYA GEMİ TASDİKNAMESİ
Geminin gemi sicilindeki kayıtlarına uygun olan ve taşımakta olduğu bayrağı çekmiye hakkı olduğunu gösteren adeta geminin pasaportu sayılabilen bir vesika.
Türkiyede gemi tasdiknamesi, gemi gemi sicilli daireleri tarafından verilir.Türk bayrağını çekmek hakkı bu tasdikname ile isbat olunur.Tasdiknamenin tebliğinden önce bu hakkın kullanılması yasaktır.Gemi tasdiknamesinin veya bunun tasdikli bir suretinin yolculukta daima gemide bulundurulması lazımdır.(TK.1466,1467)
GEMİ TONAJI
Bir geminin hacmini ve taşıma kabiliyetini ifade eden ve teknik ölçme usullerine göre bulunan bir rakamdır.Harb gemilerinde tonajdan maksat geminin yerinden oynattığı su hacmine müsavi olan ağırlığıdır.ticaret gemilerinde önemli olan cihet, milletlerarası Moorson sistemine göre bulunan gayri safi ve safi ölçüdür.
GEMİ VESİKALARI
Yolculuğa başlıyan bir deniz ticaret gemisinde bulunması nizamen gereken vesikaların bütünüdür.Bunlardan gemiye ait olanlar, gemi tasdiknamesi,muayene şahadetnamesi, mesaha şahadetnamesidir.Gemi adamlarına ait olanlar tayfa tezkereleri ve tayfa defterleridir.
Yolcu ve gemi adamlarına ait olan patentadır.Mala taalluk edenleri navlun mukaveleleri, konşimentolar, manifesto, gümrük tezkeresidir.
GEMİ ZABİTLERİ (SAİLORS)
Gemide kaptandan başka ve onun emri altında muhtelif işlere kumanda edenlere denir.Başlıca güverte, makine, idare ve sağlık işlerinde olmak üzere geminin büyüklüğüne ve tesisatın çeşitliliğine göre her gemide gemi zabitleri bulunur.Hayat selameti bakımından en aşağı kadrosu her yerde hususi nizamlarla tesbit olunmuştur.
GREV VE LOKAVT
Kendi menfaatlerine daha uygun gördükleri başka iş şartlarını iş verene kabul ettirmek veyahut muayyen ve mer’i iş şartlarına karşı itirazları bulunmaksızın ancak bunların tatbikine ait usullerin ve tarzların değiştirilmesini temin eylemek kasdiyle kanunda gösterilen miktarda işçilerin aralarında kararlaştırarak hep birlikte ve birden ve birdenbire işi bırakmaları ‘’grev’’dir.(STRİKE)
İş verenin kendi menfaatlerine daha uygun gördüğü başka iş şartlarını işçilerine kabul ettirmek veyahut muayyen ve mer’i iş şartlarını değiştirmeksizin ancak bunların tatbikine ait usul ve tarzların değiştirilmesini temin eylemek kastiyle işi durdurması , yahut iş veren tarafından bu gayelerden biriyle yapılan teklifleri kabul etmadiklerinden dolayı işten çıkmağa mecbur olan işçiler sayısının ‘’grev’’ hakkında yazılmış olan nisaplara varması ‘’lokavt’’tır.(LOCKOUT)
GÜMRÜK (CUSTOMS,DUTY)
Yabancı memleketlerden gelen ve kendi kanunda ve tarifelerinde yazılı esaslara göre rüsuma tabi tutulan, bilumum maddelerle şahısların, muayeneye tâbi olduğu hat ve mıntıkanın bütünüdür.
Tarife kanunlarına dayanarak , memlekete giren eşyadan , muafiyetleri kanun ile kabul edilenler müstesna ; resim almak ve ayrıca bazı vergi ve resimleri toplamak ve ihraç olunan malların muayene ve kayıtlarını yapmak ve transit veya muvakkat kabul yolu ile memlekete gelen eşyanın muvakkaten ve emanetten resimlerini almak üzere teşkil edilen dairelere de gümrük denir.
GÜMRÜK HATTI (CUSTOMS LİNE)
Siyasi sınırlarımızı çevreleyen denizlerde memleketimizi komşu devletler arazisinden ayıran kara hudutlarından ve hududu teşkil eden akar sular sahillerinden ibarettir.
GÜMRÜK MINTIKASI
Sahil hudutlarımızda sahil hattından denize doğru dört mil , kara hudutlarımızda gümrük hattından memleket içine doğru on kilometre; müşterek nehirlerde, nehirlerin kara sularından sayılan yani talveg hattından ayrıldığı, memleketimize ait kısmından ibarettir.
GÜMRÜK BEYANNAMESİ (MANİFESTO)(CUSTOMS MANİFEST)
Salâhiyettar gümrük idarelerine verilen ve gümrük resminin ve bu mahiyetteki diğer rüsumun tediyesini mutazammın ve taahhütname mahiyetinde olan ve tarife tatbikatı için gümrük idarelerince bilinmesi lazımgelen bilumum malumatı, ezcümle kapların adet, marka ve numaralarını, eşyanın mahiyet ,nevi,menşe,kıymet ve miktarını gümrük tarifesindeki fasıllara göre bildiren ve eşya sahibinin veya vekilinin isim ve adresini de ihtiva eyliyen ve manifestoya uygun olması lazımgelen vesika.İthalat eşyası için olduğu gibi resme tâbi tutulmayan ihracat eşyası için de dahili ticaret muamelelerinde ibraz ve istimali mecburidir.
GÜMRÜK RESMİ (CUSTOMS CHARCES)
Gümrük ithalat resminin kıymet üzerinden alınması usulünü terkle sıklete müstenit mütevafit tarife sistemini ikame eylemiştir.
GÜMRÜK TARİFESİ (CUSTOMS RATE LİST)
Bir memlekete yabancı memleketlerden ithal edilecek maddelerinde ithalinde tabi olacağı rüsum miktarını ve bu hususta kabul edilen sistemi gösteren ve bir usul dairesinde tasnif edilmiş ve ekseriya altının milletler arası fiyatlarına veya ecnebi dövizlerine göre sabit bir kambiyo üzerinden miyarı tanzim kılınmış olan tarife
1) Umumi tarife : Kendileriyle ticaret muahedesi yapılmayan devletlerden ithal edilen maddelere tatbik olunan tarifedir.
2) Ahdi tarife : Kendileriyle ticaret muahedesi yapılan devletlerden gelen mallara tatbik edilen ve akit devletlerin karşılıklı menfaatleri bakımından ekseriya umumi tarifeye nazaran daha müsait esasları ihtiva eyliyen tarifelerdir.
GÜMRÜK VE İNHİSAR VEKALETİ
Bir vekilin emir ve idaresi altında gümrük ve devlet inhisarları işleriyle meşgul olmak üzere 1909 nolu kanunla kurulmuştur.
HACİZ (DİSTRAİNT,SEQUESTRATİON)
Borçlu borcunu ödemezse kendi evinde veya 3.şahısta olan menkul mallariyle gayrimenkullarinden ve alacak haklarından alacaklarının, ana, faiz ve masraflar dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarının adli veya idari makamların emrine konulmasıdır. Bazı malların haczi caiz değildir.
HAK SAHİBİ (HOLDER OF A RİGHT)
Subjektif hakkı bir irade iktidarı olarak kabul eden telakkiye göre, hakkını kendi veya üçüncü sahıs menfaatine kullanan ve bu kullanışı hukuk nizamı tarafından kabul olunan şahıs.
Dar anlamda, muayyen subjektif bir hakkın (hukukun) sahibi .
HALK SİGORTASI
Hayat sigortasının bir nev’i olup gayesi kazanç ve iradı az olan kimselere hayat sigortasına sahip olmak imkanını vermektir.Halk sigortasında sigortalı şahıs hekim muayenesi geçirmez, primler çok kısa zamanlarda ve mesela haftada, on beş günde veya ayda bir ödenir.
HAMULE
Yük
HARB GEMİLERİ
Deniz ordularına mensup olan ve mürettabatının başında komutan sıfatıyla bir deniz subayı bulunan her nevi deniz nakil vasıtaları.
HARÇ (MORTAR,PLASTER,EXPENDİTURE)
Tapu harçları ve kaydiyesi, mahkeme harçları, pasaport ve kançılarya ve sair harçları, noter harçları,nüfus, tabiiyet ve tasdik harçları, eczahaneler ve tıbbi müstahzarlar ve ecza ticarethaneleri harçları, ihtira beratı ve alameti farika tescil harçları namlariyle ve her biri ayrı ayrı kanunlarla mevzuu olup mahiyetine göre idarenin yaptığı bazı hizmetlerden fayda görenlerin işlerini yaptırmak maksadiyle ve o işler âmme hizmetinden ziyade ferdin şahsına müteallik olduğu için yalnız, işle alakalı eşhastan hizmetin formalite ve kırtasiye masraflarını temin gibi bir mülahaza ile alınan paralar.
HASAR (DAMAGE)
Sigorta mukavelelerinde, sigortacı tarafından sigorta bedelinin ödenmesi için vukuu lazım gelen hadiselere riziko ve bu hadisenin vukuu neticesinde mala arız olan zarara da hasar denir. Sigortacının tazmin edeceği meblağ hakiki hasar miktarıdır.Bu da sigortalı malın kıymeti ile hasardan kurtarılan kısmının kıymeti arasındaki farktır.
HASARAT-I BAHRİYE
Avarya
HASTALIĞA KARŞI SİGORTA
B u sigortanın mevzuu bir şahsı muayyen hastalıklardan birine tutulması sonunda uğrıyabileceği sakatlığa ve çalışma gücünün eksilmesine karşı temin etmektir.Hastalığa karşı sigorta kazadan doğan halleri temin etmez.Bununla beraber mesleki kazalar sigortası ile hastalık sigortasının birleştiği poliçelerde vardır.
HAVA NAKLİYATI
Bir ivaz mukabilinde hava nakil vasıtalariyle yapılan veya bir hava müteşebbisi tarafından icra olunan yolcu,tüccar eşyası veya yolcu ağırlığı nakliyatıdır.Bu nakliyat için milletlerarası mukavelenamelerde ve devletlerden bazıları hususi kanunlarla birçok hükümler koymuşlardır.
HAVA SİGORTALARI
Hava seyrüseferine mahsus vasıtalar ile yapılan nakliyata ait sigortalardır.Hava nakil vasıtasına, gemi adamlarına,yolculara,eşyaya,nakliyeden doğan hukuki mesuliyetlere taalluk edebilir.
HAYVAN SİGORTASI
Hayvanların ölüm,kaza ,hastalık, yangın rizikolarına karşı temin eden bir sigorta. Hırsızlığa karşı sigorta suretindede hayvan sigortası yapılabilir.Havyan sigortası sayesinde hayvan sahipleri mameleklerini tehditedebilecek büyük küçük eksilmeleri tazmin ettirmek imkânlarını bulmuş olurlar.(TK.1010)
HIRSIZLIĞA KARŞI SİGORTA (İNSURANCE AGAİNST THEFT)
Hırsızlıktan zarar gören kimseler ile bu hırsızlık yüzünden mali mesuliyete uğrıyacak kimselerin zararlarını temin etmek üzere yapılan sigorta.(TK 1015)
HIRSIZLIK (THEFT)
Başkasının taşınabilir bir malını onun rızası olmaksızın faydalanmak kastiyle almaktır.
HİZMET AKDİ
Muayyen zamanda iş görmek ve buna mukabil bir ücret vermek taahüdü ile işçi ve iş sahibi arasında yapılan akittir.
ISKARÇA
Tam gemi kiralanması.
İBRA (ACQUİTTAL)
Alacaklının bir hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesidir.
Cemiyetlerde ticaret şirketlerinde organları mesuliyetinden kurtarmadır.
İBRAZ (SHOWİNG,PRESENTATİON)
Ticari senetler muamelelerinde senedi, hamilin muhatabı veya borçluya göstererek kabulünü veya tediyesini istemesine denir.
Ticari defterlerde ibraz,bir davanın muhakemesi sırasında münazaalı meseleye mütaallik kayıtların sureti çıkarılmak üzere mahkemenin re’sen veya iki taraftan birinin talebine binaen bunlardan birine veya ikisine ait defterlerin gösterilmesini emretmesidir.(TK.77,78)
İCRA (TO EXECUTE,CARRY OUT)
Bir mahkeme ilamının veya idari bir kararın hükmünü yerine getirmek demektir.Para ve teminat borçları hakkında ilamsız takibin katileşmesi halinde yapılan muamelelere de icra muameleleri denilmektedir.
İHBAR (DENUNCİATİON)
(Sigorta hukukunda) Sigortalı tarafından sigortacıya karşı yapılması lazım gelen beyandır.
İhbar,gerek sigorta akdinin inikadı sırasında rizikolarda husule gelen değişmeler için ve gerek hasarın vukua gelmesi anında bu keyfiyetin bildirilmesi hususlarına taalluk eder. İbbarların vaktinde ve doğru olarak yapılmaması sigorta mukavelesinden doğan hakların düşmesine sebep olur.(TK.950-956)
İHTARNAME (OFFİCAL WARNİNG,PROTEST)
Protesto
İHTİLAS (EMBEZZLEMENT,MALVERSATİON)
Zimmet suçunun, fiilim meydana çıkmamasını temine matuf her türlü hile ve hud’a istimali ile işlenilmiş şeklidir.İhtilas suçunun cezası zimmet suçundan daha fazladır.
İhtilas bir malı alenen sahibinin elinden veya evinden suretle kapıp almaktır.İsmi hulse’dir.
İHTİLAS SİGORTASI
Müstahdemlerin vazifelerini ifa sırasında ika etmeleri muhtemel bulunan hırsızlıklardan veya emniyeti suistimal hallerinde, husule gelecek zararları temin eden sigortadır.bu, hırsızlık sigortasının bir nev’i dir.Sigorta şirketi hemen daima cezayı müstelzim münferit bir fiil neticesinde husule gelen zararları değil, bir ceza fiilinden doğan zararları tazmin mecburiyetinde kalır.Kefalet sigortası da ihtilâs sigortasının bir nev’i dir.
İHTİYARLIK SİGORTASI
Yaşın ilerlemiş olmasından dolayı çalışamamağa veya ihtiyarlıktan mütevellit düşkünlüğe karşı teminat bahşeden sigorta çeşididir.Başlıca iki türdür.İrat sigortaları şeklinde olanları hususi sigorta nev’indendirler.Diğeri ise iş sigortası şeklinde yapılan ihtiyarlık sigortasıdır. Bunlarda işçiden maada iş veren ve devlet de primin bir kısmını öder.
İLLİYET
Bir neticeyi husule getiren fiil ve hareketle o netice arasındaki irtibat.
İRTİFAK HAKKI (EASEMENT)
Bir gayrimenkul üzerinde bir intifaa veya bir istimale rıza göstermeyi, yahut mülkiyete has bazı hakların kullanılmasından içtinabeylemeği tazammun eyliyen ve diğer bir gayrimenkul veya şahıs lehine ayni hak olarak tesis olunan külfete denir.
İSKAN (A SETTLİNG İN,İNHABİTİNG)
Türkiyede yerleşmek maksadiyle dışardan, teker teker veya toplu olarak gelmek istiyen Türk soyundan meskun veya göçebe fertler ve aşiretlerin ve Türk kültürüne bağlı kimselerin (göçmen) mevzuata göre dahile yerleştirilmeleri siyasetidir.(iskan kanunu ve tadilleri)
İSKELE (LANDİNG PLACE,WHARF,QUAY)
Deniz taşıtlarının yanaşıp çıkarma yapabilmesi için yapılmış köprü.
İSTİAP HADDİ
Geminin tonajına göre alabileceği en çok yük ve yolcu haddidir.Bir aracın taşıyabileceği azami ağırlık ve azami yolcu sayısı.
İSTİHKAK (HAKEDİŞ) DAVASI
Menkul veya gayrimenkul mal üzerinde mülkiyet, yahut sair ayni bir hak iddiasıdır. (MK.618,902,903)
İŞÇİ SİGORTASI (WORKER’S İNSURANCE)
İçtimai sigorta’ya bazen verilen isimdir.İçtimai sigorta tabirine tercih etmek muvafıktır.Zira, içtimai sigorta tabiri daha geniştir ve bir memleket veya bir bölgenin tekmil müstahdem,hizmetçi ve işçi yetimleriyle dulları gibi halkına tatbik edilebilir.
İŞLETME (MANAGEMENT,ADMİNİSTRATİON,UNDERTAKİNG)
Zirai,sınai,mali ve ticari işlerin en çok verimli bir hale getirilmesi ve bundan faydalanması maksadıyla gerek hakiki ve hükmi hususi şahıslar ve gerek amme müesseseleri tarafından vücuda getirilen her türlü müessese ve tesislerdir.
İŞYERİ
İşçinin iş akdi dolayısiyle iş verenin bedenen veya hem bedenen hem fikren işini görmekte olduğu yerdir.
İTİBAR SİGORTASI
Bir şahsn, hususiyle bir tacirin , kendisine borçlu olan kimselerin aciz haline düşerek borçlarını ödiyememeleri tehlikesine karşı yaptırdığı sigortadır.
KABOTAJ
Bir devletin kıyılarındaki deniz ticareti hakkını, yalnız kendi bayrağını taşıyan gemilere tanıyabilmesi hakkı.1 Temmuz 1926 kanunun kabul tarihi.
KADASTRO (CADASTRE,LAND REGİSTRY)
Gayrimenkullerin (akar ve arazinin) plan, vaziyet krokisi,kayıt,defterler ve kütükler gibi birtakım vesikalar sayesinde hüviyetlerini tesbite ve gayrimenkul mülkiyetinin taalluk ettiği şeyin arz üzerinde teşhisine yarayan teknik vasıtaların tamamıdır.Bu vasıtaların gayrimenkul hizmetine konulmuş olmasından dolayı bizde kadastro müessesesi tapu sicilli müessesesiyle birleştirilerek Tapu ve Kadastro Umum Müdürlüğü adı altında merkezi bir idare kurulmuştur.
KAPTAN (CAPTAİN,SHİPMASTER,SKİPPER,MATE)
Geminin sevk ve idaresinden kanunen mesul olan kimse.Eskiden patron, reis denirdi.Bugün suvari,kaptan denir.(TK.1086,1096)
KARİNE (CONJECTURE)
Malum olan bir vakadan malum olmıyan diğer bir vakayı istidlaldır.
Kanuni karine : kanunun , bir vakayı diğer bir vakanın olduğuna veya olmadığına delil sayması , kanunun yaptığı istidlaldir, beraber ölenler için karine, hüsnüniyet karinesi, ölüm, babalık mirası red, mülkiyet, borcun sukutu karineleri gibi. (MK.3,30,241,301,545,898,929,930;BK.88)
KARİYE
Köy
KARŞILIKLI SİGORTA
Birçok şahısların bir araya gelerek muayyen rizikolara karşı kendi kendilerini sigorta etme halidir.Karşılıklı sigorta dahil bulunan şahısların her biri hem sigortalı, hemde sigortacı vaziyetindedir.(TK. 932)
Karşılıklı sigorta yapan müesseseler hukuken bir dernek veya kooperatif mahiyetinde olup sigorta şirketlerinin teftiş ve murakabesi hakkındaki kanuna (20) tabidir.Buna mukabil sigorta da denir.
KAZA (ACCİDENT)
Bir irade neticesi olmaksızın veya umulmıyan bir hadise dolayısıyla bir kimsenin veya bir şeyin arızaya veya zarara uğramasıdır.Bu suretle arızaya uğrayan kimse veya zarar gören şey mesuliyete ait umumi hükümlere göre tazmin edilir.
KEŞİDE (DRAWİNG)
Bir poliça veya çekin tanzim ve imza edilerek tedavül mevkiine çıkarılması hadisesine o senedin keşidesi ve bu suretle poliçayı tanzim ve imza eden kimseye de keşideci denir. (TK.527,608)
KIYMET (VALUE,WORTH,ESTEEM)
a) Mallar arasındaki mübadele nispeti, yani bir mal karşılığında alınan diğer mal miktarıdır.Bu manada mübadele kıymeti tabiri de kullanılır.
b) Bir malın hakiki bahasıdır.
i) Mebniyen kıymet : Bir binanın kaimen yani bulunduğu yerdeki kıymeti demektir.
ii) Kaimen kıymet : Binaların veya ağaçların bulundukları yerde durmak üzere kıymetleridir ki, toprak bir kere bina veya ağaçlariyle ve bir kere de bunlardan hali olarak takvim olunup, yani kıymetlendirilip, iki kıymet beynindeki fark ne ise binaların veya ağaçların kaimen kıymeti demek olur.
iii) Makluan kıymet : Badel-kal yani söküldükten sönra ebniye enkazının ve ağaçların kıymetidir.
iv) Müstehık-kul-kâl olarak kıymet : Makluen kıymetten kal ücreti indirildikten sonra geriye kalan kıymettir.
KİRA (RENT,HİRE,HİRİNG)
İcar
KİRALANAN
Mecur
KLERİNG
Takas
KLOZ
Kayıt,koşul,şart.
KOMANDİTE
Komandit şirket
KOMANDİTER
Komandit şirket
KONKORDATO (KOMPOSİTİON)
İcra tetkik mercii tarafından tayin edilen bir komiserin ve bu komiserin başkanlığı altında daveti ile toplanan alacaklıların adet ve alacak itibariyle üçte iki ekseriyetinin muvafakatını istihsal eden borçlunun bu suretle akdettiği uzlaşma (İc.if. k.285-309)
KONSİNYER
Bir tacire ya emanet olarak deposunda saklamak veya sattıktan sonra parasını ödemek üzere mal gönderen.
KONŞİMENTO (BİLL OF LADİNG)
Donatan namına kaptan veya donatanın diğer mümessilleri tarafından yükletene verilen tek taraflı bir senettir ki, hem malın teslim alınmasına dair bir vesika, hem de bu malın varma limanında ancak konşimentonun hamiline teslim edileceğine dair bir taahhüt beyanıdır.Hukukumuzda, donatanla gönderen arasında parça mal nakline dair navlun akdini ispat vasıtası olmaktan başka donatan ile gönderilen arasında da bir kıymetli evraktır.
Nama, hamiline ve bilhassa emre huharrer olarak tanzim olunur.Birden çok nüshada olabilir.
Konşimento yalnız denizde yapılan taşımalarda rol oynar.Bununla beraber deniz nakliyatına bağlı olan kara nakliyatına da şamil olabilirki bu takdirde malları taşıyacak olan bütün vasıtalar için bir konşimento tanzim edilir ve buna da ‘’tek konşimento’’ denir.
Konişmento iki türlü olur
a) Tamil veya yükleme konşimentosu : Mallar gemiye yükletildikten sonra verilir.
b) Tesellüm konşimentosu : Malların yükletilmek üzere alınmış fakat henüz gemiye yükletilmemiş olması halinde verilir. (TK.722-746 ; 1183-1204)
KURTARMA VE YARDIM
Kurtarma ; bir deniz kazasında geminin veya gemide bulunan şeylerin o gemi adamlarının idaresinden çıktıktan sonra üçüncü şahıslar tarafından ele geçirilerek emniyet altına alınmasıdır.
Yardım ; bir geminin veya gemide bulunan şeylerin üçüncü şahısların yardımiyle deniz kazasından kurtarılmasıdır.Birinci halde kurtarma ücreti ve ikinci halde de yardım ücreti istenebilir(TK.1281 vd.)
KUSUR (FAULT,DEFECT)
Tazmini mucip bir hareket tarzıdır.Bu hareket ya haksız bir fiil şeklinde veya mukaveleye muhalefet tarzında tecelli eder.Evvelkisinde kanun hükümlerine riayetsizlik, ikincisinde ise mukavele hükümlerine muhalefet vardır.Kusurun objektif unsuru kanunun himaye ettiği bir hakka tecavüz’dür. Mesuliyete ehliyet kusurun subjektif unsurunu teşkil eder.
Kusur ; kasıt, ihmal ve tedbirsizlik neticesinde meydana gelir.
Kasıt : Haksız bir neticenin istihsali için sarf olunan iradi faaliyettir.(BK. 41 F.2)
İhmal : Haksız bir neticeyi istihdaf etmemekle beraber kanunun emirlerini yerine getirmemektir.Bir kimse birtakım şahıslara veya mallara nezaret etmiye, yahut bir tehlikeyi önlemek için harekete geçmiye kanunen mecbur tutulmuş ise o kimsenin bu vazifeleri ihmal etmesi bir kusurdur.(MK.256)
Tedbirsizlikte haksız bir netice istihdaf edilemez; fakat halin icap ettirdiği tedbirleri almamak yüzünden bir haksızlığa meydan verilmesi mümkündür.İhmalin derecesi fazla ise buna ağır kusur denir.(BK.243)
KUSUR SİGORTASI
Kazaya karşı sigorta,mesuliyet sigortası.
KÜTÜK LİMANI
Geminin tescil edildiği liman.
KÜPEŞTE (HANDRAİL OF BANİSTERS)
Gemilerdeki güverte parmaklığı, parmaklıkların üstüne yerleştirilen ağaç kısım.
LASTA
Bir geminin alabildiği yük miktarı.
LİMAN (SEAPORT)
Suların kara içine tabii veya suni olarak girmesi sayesinde gemilerin barındığı ve yük alıp boşalttığı yerdir.
Serbest liman : ticaret mallarının gümrüğe tabi olmaksızın serbestçe depo ve transit edilebileceği limandır.
LOMBART İŞLEMİ
Taşınır değerler yada ticaret malı rehin edilmesi karşılığında alınan banka kredisi.
MAKBUZ (RECEİPT)
Borcun eda edildiğini gösteren ve alacaklı tarafından imza edilerek borçluya teslim olunan vesikadır.(BK.85 vd.)
MAL
Mülkiyet mevzuu olabilen bütün maddi eşya ile bir mameleke girebilen bütün haklara hukuken mal denir.Arazi,evler ve akarlar,menkul eşya,irtifak hakları,alacaklar, ticaret sermayesi ve kredisi keşif ve ihtira beratı üzerindeki haklar,telif ve tercüme hakkı gibi.
Menkul mal : Kıymet ve mahiyetine halel gelmeksizin bir yerden diğer bir yere naklolunabilen mallardır.Mobilya,banknot,kıymetli evrak gibi.
Gayrimenkul mal : Tarla,ev,apartman gibi yerini değiştiremiyen şeylere denir.
MAL SİGORTASI
Sigorta ettiren kimsenin vücudu ile ilgili olmıyan ve fakat bu kişinin sahip olduğu mallar üzerindeki hak ve menfaatlerin korunmasını istihdaf eden sigorta.
Mesela, yangın sigortası,nakliyat sigortası gibi . (TK.934,975)
MALÛLİYET SİGORTASI
Sigortalıyı , kaza veya hastalık neticesinde, kısmen veya tamamiyle çalışamıyacak hale sokacak olan maluliyetlere karşı temin eden sigortadır.(TK.1002-1006)
MANİFESTO
Kaptanın gemisi ile naklettiği yükün neden ibaret olduğunu gösteren ve varılan yerin gümrük idaresine yapılan beyandır.Gümrük idaresi bu beyana göre resim alır ve icabında sıhhatini tahkik edebilir.
MECBURİ SİGORTA (OBLİGATORY İNSURANCE)
Sigorta sözleşmesinin akdi kanuni bir mecburiyet olarak ilgililere yüklenmiş olan sigorta ; ihtiyari sigortanın zıddıdır.(1160 sayılı k.)
MESAFE NAVLUNU
Geminin umulmıyan bir hal yüzünden ziyana uğramasiyle navlun mukavelesi de sona ermekle beraber, kurtarılabilen mallar için, gidilen yolun, bütün yolculuk nisbetine göre ödenen navluna denir.
MESAJERİ
Tren veya vapurda eşya taşıma işi
MESKEN (HOUSE,HOME)
Şahsın barındığı yer (konut), şahsın fiilen oturduğu mahal.
MESULİYET SİGORTASI (LİABİLİTY İNSURANCE)
Sigortalının üçüncü şahıslara yapacağı zararlar dolayısiyle bu üçüncü şahıslar tarafından vâkı olacak talepleri karşılamak üzere bu zararları sigorta ettirmesidir.(TK.1003)
MUADİL (EQUİVALENT)
Eşit, denk, eş değerli.
MUNZAN SİGORTA
Ek sigorta
MURAKABE (İNSPECTİON,CENSURE,AUDİT)
Geniş manada murakabe, devletin amme işleri üzerinde haiz olduğu nezaret hakkını kullanmasıdır.Bu, siyasi ve idari olur.
MURAKIP (SUPERVİSOR,AUDİTOR)
Bilhassa hesap işlerini murakabe etmek üzere tavzif edilmiş memurlardır.
MUVAKKAT SİGORTA İLMUHABERİ (PROVİSİONAL POLİCY)
Sigorta mukavelenamesinden müstakbel sigortalıya verilen iğreti bir poliçedir.Bu senet sayesinde henüz sigorta mukavelenamesi yapılmamış olmakla beraber ara yerde hasar vukua gelmişse , sigorta şirketi tazminat tediyesiyle mükellef olur.
MÜCEHHİZ
Donatan
MÜESSİR FİİL
Bir kimseye cismen zarar veren, bedeni selamet ve sıhhatini ihlal eden, akli melekelerinde teşevvüs husulüne sebebolan ve cezayı icabettiren fiildir.Dövmek,yaralamak gibi. ( CK.446-460)
MÜKERRER SİGORTA
Sigortacının diğer bir sigortacı ile yaptığı bir mukaveledir ki onunla ilk sigortacı üzerine aldığı rizikoların tamamını veya bir kısmını diğer bir sigortacı nezdinde sigorta ettirir ve bu suretle rizikoların tamamından veya bir kısmından kurtulmuş olur.Memleketimizde şirketler Milli Reasüransta kendilerini sigorta ettirmekle mükelleftirler. Mükerrer sigorta yapan müessese sigorta ettiği miktarı olduğu gibi kendi üzerinde bırakamıyarak kendisini başka müesseseler nezdinde sigorta ettirirse mükerrer sigortanın sigortasıbahismevzuu olur.(1160,1173 nolu kanunlar.TK.968)
MÜRTEHİN
Rehin alan kimsedir.
MÜŞTEKİ (COMPLAİNANT)
Şikayet eden,şikayetçi,bir suçtan zarar gördüğü halde zarar ziyan istemeden durumu bildiren.Zarar ziyan davası edene müdde-i şahsi denir.
MÜŞTEMİLAT (APPURTENANCES - OUT-HOUSES)
Akar ve mesken halinde inşa edilmiş olan gayrimenkullerin kullanış maksatlarından herhangi birini tamamlıyan bina ve yapılardır : Binadan ayrı kömürlük,ahır,kümes,çamaşırlık gibi.
MÜŞTEREK SİGORTA
Bir menfaat için birkaç sigorta şirketi tarafından aynı zamanda ve aynı tehlikelere karşı aktedilmiş sigorta.Sigorta mukavelelerinin bütünü ancak sigorta olunan menfaat değerine kadar muteberdir.Sigorta şirketlerinin her biri sigorta bedellerinin toplamına nazaran sigorta ettiği bedel nisbetinde mesul olur.(TK.947)
MÜTEKABİL SİGORTA
Karı kocadan birinin ölümü halinde sağ kalana muayyen bir para verilmek üzere yapılan sigortadır.
MÜTEVELLİ (ADMİNİSTRATOR)
Vakıf işlerini görmek için tayin olunan kimse,Hakim tarafından atanan mütevelliye mahsup mütevelli denir.
NAKLİYAT (TRANSPORT)
İnsan veya eşyanın demiryolu,gemi,araba,hayvan,tayyare gibi vasıtalarla bir yerden başka bir yere taşınmasıdır.Hukuk bakımından kıymeti olan nakliyat bir mukaveleye müsteniden yapılandır.Üç kısma ayrılır: kara,deniz,hava nakliyatı.
NAKLİYAT SİGORTASI (İNSURANCE AGAİNST RİSKS OF CARRİAGE)
Bir yerden başka bir yere taşınan eşyanın yahut bu eşyayı taşıyacak olan vasıtalar ile umumi olarak nakliye malzemesinin uğrıyabilecekleri maddi zararlara ve kayıplara karşı akdolunan sigortadır.Otomobiller hakkında yapılmakta olan sigortalar o kadar tekemmül etmiştir ki, nakliyat sigortası poliçesi bazı hallerde her türlü riziko poliçesi şeklinde ortaya çıkmakta ve hem eşya sigortası , hem de mesuliyet sigortası ve hem de eşhas sigortası olarak teminat teşkil etmektedir.(TK.983-988)
NAVLUN (AFFREİGHTMENT,CHARTER-MONEY))
Denizde mal nakli için navlun mukavelesine veya kanuna müsteniden verilen ücrettir.Kiralayanın navlundan dolayı yük üzerinde kanuni rehin hakkı vardır. (T.K.1085,1105,1155,1164)
ORTAK MAHAL
Kat mülkiyetine konu ana gayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalan ve korunma , ortaklaşa kullanma ve faydalanmaya yarayan yerlerine denir.(634/2)
ÖDEK
Poliçe
PİYASA RAYİCİ
Piyasa fiyatı,rayiç fiyatı,piyasada cari fiyatlar demektir.(TK 705)
PRİM (İNSURANCE PREMİUM)
Sigortacının temin etmiş olduğu tehlikelere karşı sigorta ettirenin ödemeyi taahüt ettiği meblağa denir.(TK.961,962,966,1353)
PRİM SİGORTASI (PREMİUM İNSURANCE)
Sigortalının sigorta şirketine ödemeyi üstlendiği primi ödeyemiyerek tazminatı tam alamaması tehlikesine karşı o primide ayrıca sigorta ettirmesidir.Bu sayede sigortalı tam tazminat alacağından emindir.(TK.968)
RİSTORNO
Sigorta hukukunda ristorno; sigortalının, sigortalanan işin tamamından veya birkısmından vazgeçmesi, yahut kendi yüzünden olmamak şartiyle,sigorta, sigortalanan şeylerin sigortacının üstüne aldığı riziko ile karşılaşmaması halinde primlerin hepsini veya sigortacıya ait olan bir miktar tazminat çıkarıldıktan sonra kalan kısmını geri istemek; primler henüz ödenmemiş ise aynı şartlar altında primleri alıkomak hakkına denir.(TK.1435 vd.)
RİZİKO (RİSK)
Bir şeyin ziyaına , sair herhangi bir zararın husulüne sebebiyet veren müstakbel, gayri muayyen yahut zamanı belli olmıyan bir hadisenin tarafların iradesi dışında vukuu ihtimalidir.
Bundan maada, sigortanın mevzuunu teşkil eden hadiseyede denir: ölüm,hastalık,yangın,eşya ziyaı gibi.
RÖMORKAJ
Gemilerin diğer gemi yedeğinde çekilmesine denir.inhisarı 3633 nolu kanun mucibince halen Devlet Deniz Yolları Umumi İşletmesine verilmiştir.
RÜCU HAKKI
Bir kimsenin alacaklısına ödediği şeyi diğer birinden istemeğe hakkı olmasıdır.Bu hak, rücu eden kimse ile kendisine rücu olunacak kimse arasındaki hukuki bağa dayanır : Hasız fiillerde (BK.51), Kefalette (BK 488 vd),Müteselsil borçlarda (BK 146), Ticari senetlerde(TK. 569 vd.)Vekalette (BK.394,TK.934,840) olduğu gibi.
SAFRA (BİLE,GALL)
Geminin denize elverişli bir halde bulunması için zaruri şartlardan biri olan su çekimini ve muvazeneyi temin maksadıyle gemiye alınan ve icabında yüksüz olarak dahi yolculuk edebilmesine yarıyan su,kum veya taş gibi kıymetleri az fakat ağırlığı fazla olan maddeler.
SEKSİYON
Kısım,bölüm.
SEFİNE
Gemi
SİCİL LİMANI (PORT OF REGİSTRY)
Geminin tescil edildiği yerin limanıdır.(TK 1461)
SİGORTA (İNSURANCE)
İki veya daha ziyade kimseler arasında öyle hukuki bir münasebettir ki, onunla sigorta eden kimse , karşılıklı yardım ve büyük adetler prensipleri sayesinde diğer bir kimsenin meşru ve nakten takdir edebilecek olan iktisadi bir menfaatini temin eylemek maksadiyle kanun veya mukavelece tayin edilen müstakbel, tahakkuku meşkuk ve müşahhas bir hadisenin zuhuru halinde, önceden tesbit edilen veya hadisenin neticelerine göre tesbit edilebilecek bir meblağın tediyesini ücret karşılığında deruhte eyler.
SİGORTA ACENTESİ (İNSURANCE AGENT)
Sigorta acentesi, sigorta ettiren kimse ile sigorta şirketi arasında bir mutavasıttır.
SİGORTA BEDELİ (İNSURANCE MONEY)
Sigorta akdinin esaslı unsurlarından biri olup hasarın vukuu halinde sigortacının ödemek mecburiyetinde olduğu paradır.
SİGORTACI (İNSURER)
Sigorta akdinin taraflarından biridir.Sigortalı adı verilen şahsa muayyen bir rizikonun tahakkuku halinde uğrayacağı zararı tazmin etmeyi üstlenir.
SİGORTA DEĞERİ (İNSURABLE VALUE)
Sigorta ettirilen şeyin veya şahsın sigortalı için temsil etmekte olduğu menfaati ifade eden kıymettir.
SİGORTA ETTİREN (İNSURANCE TAKER)
Sigorta şirketi nezdinde sigorta mukavelesini yapan ve mukaveleyi imza eden şahıstır.
SİGORTALI (İNSURED)
Sigortacının kendisine karşı bir riziko tahakkuku halinde, tazminat ödemeği taahhüt ettiği şahıstır.
SİGORTA MENFAATİ (İNSURABLE İNTEREST)
Sigortalının bir rizikonun tahakkuk etmesinde gördüğü veya umduğu menfaata verilen isimdir.
SİGORTA MUKAVELENAMESİ(POLİÇESİ)
Sigorta akdini tesbit eden vesikadır.
SİRKATA KARŞI SİGORTA
Hırsızlık sigortası
STARYA
Yükleme süresi,astarya,yükleme astaryası,taşıyıcının malın gemiye yükletilmesi için, ayrı bir tazminat istemeden beklemeye mecbur olduğu müddet,bunun bedeli navluna dahil sayılır.
SUPALAN
Vinç üzerinde veya vinç altında demektir.Bir limandan diğer bir limana gönderilen malların tahmil limanında vinçle gemiye alınması için yükleyici tarafından geminin bordasına getirilmesi ve muvasalat limanında aynı veçhile teslim alınması hususunda deniz nakliye mukavelelerinde konulan kayıttır.(TK.724)
SÜRASTARYA
Taşıyanın malın yükletilmesi ve boşaltılması için normal yükleme veya boşaltma müddetinden fazla beklemeye mecbur olduğu zamandır.Bunun için taşıyan ayrıca bir tazminat (sürastarya tazminatı) alır.Sözleşmede sürastaryadan bahsedilmekle beraber devam süresi tesbit edilmemiş ise süre, yükleme müddetinin yarısıdır.(T.K.1031,1032)
ŞERH

Tescil,işaret
TAHLİSİYE
Kurtarma ve yardım
TAKSİT (İNSTALLMENT)
Borcun kısım kısım ve muayyen vakitlerde tediye etmek üzere tecilidir.
TASHİH (CORRECTİON,RECTİFİCATİON)
Düzeltme,doğrultma. (H.U.M.K.80,459 C.U.M.K.402 B.K.24)
TAPU (TİTLE DEED)
Arz-ı miri mutasarrıfının iktisap ettiği tasarruf hakkında mukabil peşin olarak rakabe sahibine ödediği paradır.Bu bakımdan muaccele denilen şu bedel ekseriye milk bir yerin değerine yakın bir meblağdır.
TAZMİNAT (DAMAGES,COMPENSATİON)
Zarar ve ziyan borcunu meydana getiren muamelenin veya fiilin bütün zararlı neticelerini karşılamak üzere verilen bedeldir.Haksız fiil işleyen kimse zarara uğrıyan şahsın mamelikinde husule getirdiği eksikliği öder.Akitten doğan bir mükellefiyeti ihlal eden kimse dahi akde muhalefeti neticesinde meydana gelen tekmil zararları tanzim ile mükelleftir.
İkiye ayrılır maddi tazminat,manevi tazminat.
TECDİT (AMPLİATİON)
Evvelki borcu yeni bir borç ihdas etmek suretiyle ortadan kaldırmaktır.Bu alacaklının veya borçlunun değişmesiyle olabileceği gibi eda mevzuunun değişmesiylede yapılabilir. (BK.114)
TECHİZ
Donatma
TECİM FİLOSU
Ticaret gemilerinden oluşan filo
TEDİYE (PAYMENT)
Para borcunun ödenmesidir.
TRANSİT
Bir malın yada kişinin bir ülkeden öbür ülkeye giderken, yol üstünde bulunan başka bir ülkeden geçmesi. Bu gibi mallar için gümrük alınmaz.Kişiler için transit vize almak zorunluluğu vardır.
TRANSİT GEMİ
Yabancı bir limandan başka bir yabancı limana gitmek üzere kara sularından geçen gemi.
TRİPTİK
Turist otomobillerinin gümrük vermeden geçebilmeleri için kimi ülkelerce verilen belge.
TRÖST (TRUST)
Birçok şirketin birleşmesinden meydana gelen şirket.
TIRAMPA (BARTER,EXCHANGE)
Mal veya hakkın karşılıklı olarak değiştirilmöesini öngören akit.(B.K.232)
TOPLU SİGORTA
İşveren tarafından çalıştırılan kimselerin hepsi için ve onlar yararına yaptırılan kaza sigortasıdır.
VARMA LİMANI (PORT OF DESTİNATİON)
Bir navlun mukavelesine göre yolculuğun sona ereceği yani taşınan yükün gideceği ve boşaltılacağı limandır.Bir yolculukta birden fazla varma limanı olabilir.
(TK.1063,1268,1364,1365)
YANGIN SİGORTASI
Doğrudan doğruya ateş yüzünden husule gelen zararları karşılamak gayesiyle akdolunan sigortadır.
YASAK SİGORTA
Sigortadan faydalanan veya sigorta ettiren kimsenin kanunla yasak edilmiş ve ahlaka aykırı olan fiilinden doğabilecek zarara karşı sigorta yapılamaz.(T.K.1277)
YEDME GEMİSİ
Başka deniz taşıtlarını yedeğine alarak çeken deniz taşıtı
YÜK (LOAD,BURDEN)
Geniş anlamda yük, taşınılacak veya taşınması bitmiş bulunan emteadır.Taşıma araçşarının üzerinede bulunana emtiadır.
YÜKLEME MÜDDETİ (LAY DAYS,LOADİNG DAYS)
Yükleme müddeti (starya,yükleme staryası) kiralıyanın malın yükletilmesi için, ayrıca bir tazminat istemeye hakkı olmaksızın beklemeye mecbur olduğu müddettir.
YÜKLETEN
Malları taşınmak üzere gemiye teslim eden kimse.
ZARARA KARŞI SİGORTA
Sigorta hukukunda bu sigortaya eşya sigortası da denir Zarara karşı sigortanın veya zarar sigortasının, gayesi sigortalıyı vukua gelecek hasarın kendisine verebileceği maddi kayıplara karşı temin etmektir.
ZEYİLNAME (ADDİTİONAL POLİCY)
Bir sigorta mukavelesinde veya mukavelenin şartları üzerinde bazı değişiklikler yapılmak lazımgeldiği takdirde, asıl ve ilk sigorta poliçesine ek olarak tanzim edilen yeni bir vesikadır.

Başa Dön

Tapu Genel Terimleri Sözlüğü

ARSA

 Binalar arasında bulunan ve kamu malı olmayan toprak parçası, medeni kanuna göre toprak (os.arazi) hükümlerine bağlıdır, taşınmaz mallar mülkiyetin konusudur.

 

ARAZİ  (ALLUVİON)

 Yer anlamına gelen arapça arz sözünün çoğuludur.Sahipsiz yerlerle toprağın birikmesi,dolması ve kayması veya umuma aitsuların yollarını veya seviyelerini değiştirmesi gibi sebeplerle teşekkül eden arazi.Bu gibi yerler devletin mülkü olur.Ancak, kendisine ait bir gayrimenkulden bu suretle ayrılan parçaların valığını ispat eden kimse onları geri alabilir. (Medeni Kanun 636,637)

 ADA

Yol,meydan,deniz,nehir gibi tapuya tescil edilmiyen kamu yerleri ile çevrili ve içinde bir yada birkaç parsel bulunan sahadır.

 ARSA PAYI

Arsanın , 634 sayılı kanunda yazılı esasa göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına arsa payı denir.

 

 APLİKASYON NEDİR ?

 (Yer Tespiti) Tescilli haritalardaki parsel köşe noktalarının zeminde yeniden belirtilmesidir.

 AYIRMA (İFRAZ) NEDİR ?

Ayırma; İlgisinin talebi üzerine, bir parselin İmar Kanununun 15 ve 16 ıncı maddeleri uyarınca iki yada daha fazla parçalara bölünmesi işlemidir.

Mali yönü

492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin  (6) nolu pozisyonu gereğince, ayrılan taşınmaz malın kayıtlı (beyan) değeri üzerinden %06 (binde altı) harç tahsil ettirilir.

 

AZİL NEDİR ?

Azil: Bir şahsa kendisini temsil yetkisini vermiş olan kişinin bu yetkiyi kaldırması.

BAHÇE

Evin önünde ya da arkasında bulunan konuta ait alan,avlu.

 

BAĞIŞ-RÜCU ŞARTI İLE BAĞIŞ

Bağışlama, hayatta olan kimseler arasında bir tasarrufturki onunla bir kimse, mukabilinde bir ivaz  taahhüt edilmeksizin malının tamamını veya bir kısmını diğer bir kimseye temlik eder.

Mali yönü

Şartlı veya şartsız bağışlamalarda kayıtlı (beyan) değeri üzerinden (bağışı kabul edenden)  %036 (binde otuzaltı), rücu şartı ile bağışlardan sonra tekrar bağışlayana rücu (dönüş) da aynı tarifenin (3) nolu pozisyonu gereğince kayıtlı (beyan) değeri üzerinden %06 (binde altı) harç tahsil edilmesi gerekir.

İşlem için her yıl yeniden belirlenen döner sermaye ücreti tahsil edilir.

 BİRLEŞTİRME (TEVHİT) NEDİR ?

Tanımı

Birleştirme; Birbirine bitişik birden çok parsellerin bir parsel haline dönüştürülme işlemi.Birleştirilecek taşınmaz malların aynı şahıslara ait olması halinde talepleri yeterlidir.Taşınmaz malların ayrı şahıslara ait olması veya aynı şahıslara ait olmakla birlikte birleştirilecek her taşınmaz malda hisselerinin farklı olması halinde, tescil taleplerinde birleştirme sonucu oluşacak hisselerini de belirtmeleri (hatta ileride ihtilafa meydan vermemek için birleştirme ve bunun sonucu oluşacak hisselerinin belirlenmesine ilişkin resmi senet düzenlenmesi) gerekir.

Mali yönü

Birleştirmeye konu taşınmaz mallar için beyan edilecek (kayıtlı) değer üzerinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin (6) nolu pozisyonu gereğince %06 (binde altı) harç tahsil ettirilir.Ayrıca, işlem için kadastro vr tapu sicil müdürlüğünce her yıl yeniden belirlenen döner sermaye ücreti tahsil edilir.

 

 CİNS TAHSİSİ (VASIF DEĞİŞİKLİĞİ) NEDİR?

Cins değişikliği; Bir taşınmaz malın cinsinin yapısız iken yapılı; veya yapılı iken yapısız hale; bağ, bahçe, tarla ve benzeri iken arsa; veya arazi iken, bağ, bahçe vb duruma dönüştürmek için paftasında ve tapu sicilinde yapılan işlemdir.

Mali yön

Yapısız iken yapılı hale gelmesine ilişkin cins değişikliğinde;

Yapı 1.1.1983 tarihinden sonra tamamlanmış ise, 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin 13/a pozisyonu gereğince, (binde on) %010 (sosyal meskenler için, binde beş) harç emlak vergisi beyannamesinin verilmesi esnasında ilgili vergi dairesince tahsil edileceğinden ilgili vergi dairesince tahsil edildiğinin makbuz veya yazı ile belgelendirilmesi gerekir.Bu belgelendirilme yeterlidir.Ayrıca cins tahsisi harcı tahsil ettirilmez.Tapu sicil müdürlüklerinin (4) sayılı tarifenin 13/a pozisyonu uyarınca harç tahsil ettirme yetkileri yoktur.

      Yapı 1.1.1983 tarihinden önce bitirilip, inşaat ruhsatı alınan yapılar için, inşaata ilişkin Emlak Vergisinin ödendiğinin belgelendirilmesi halinde, cins tashihi işleminin harç tahsil ettirilmeden karşılanması, belgelendirilemediği taktirde ise, anılan  (4) sayılı tarifenin 13/c pozisyonu gereğince, beyan edilen (kayıtlı) değer üzerinden %06 (binde altı) harç tahsil ettirilir.(4)Yapının belli bir bölümü 1.1.1983 tarihinden önce, bir bölümü de 1.1.1983 tarihinden sonra bitirilmiş ise, her bölüm için yukarıda belirtildiği üzere işlem yapılır.

 ÇAP

 Bir gayrimenkulünhendesi şeklini gösteren ve umumi kadastro planından kopye edilen münferit plan.Belediyelerce yangın yerleri hakkında tarla kaidesine göretanzim edilen planlardan çıkarılıp sahiplerine verilen münferit plan kopyelerinede çap denilmektedir.

ÇİT

İki gayrimenkulü birbirinden ayıran duvar,parmaklık,vb.. Medeni kanunun 647. maddesine göre çitlerin mülkiyeti iki komşu arasında ortaktır.

 

DÖNÜM

Orta adımlarla eni ve uzunluğu kırkar adım olan, yani altı yüz zirâ yer.919 m2 tutar.

 DEVRE MÜLK  NEDİR?

Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde müşterek mülkiyet  payına bağlı olarak tesis edilen bir irtifak hakkıdır.Bu hakka devre mülk hakkı denir.

Mali Yönü

Kat Mülkiyeti  Kanununun 55 inci maddesi yalnız kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmasını, mülkiyetin başkasına devrini ihtiva etmedikçe her çeşit harç ve vergiden muaf tutmuştur.

Kanunun 57 inci maddesine göre, devre mülk hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı ise de mülkiyet payına bağlı olarak malikler lehine tesis edildiğinden her hangi bir bedel ödenmesi söz konusu olmadığından bu hakkın tesisi için ayrıca tapu harcı tahsil ettirilmeyecektir.

 

 DÖNER SERMAYE NEDİR?

Döner Sermaye; Bir ticaret işini çevirmek için Devlet bütçesinden ayrılan sermaye.

Tapu ve Kadastro işlemlerinden döner sermaye ücreti alınmayacak olanlar

Resen yapılan veya kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgili işlemler ile

a)      Her türlü terkin ve bedelsiz yola terk,

b)      Kamulaştırma,

c)      Bakanlar Kurulu kararı ile vergi ve harç muafiyeti tanınmış kuruluşlara yapılacak bağışlar,

d)      İdarece sebebiyet verilmiş hataların düzeltilmesi işlemleri,

e)      Kayıt, çap (harita) ve belge örneği işlemleri (2)

Tapu ve Kadastro işlemlerinden döner sermaye ücreti alınacak olanlar

a)      İntikal,

b)      Taksim,

c)      İfraz,

d)      Tevhit,

e)      Müşterek ipotek,

f)       Hükmen tescil,

g)     Arz-i ve şahsi irtifak hakkı tesisi,

h)     Kat mülkiyeti tesisi,

i)      Kat irtifakı tesisi,

j)      Cins değişikliği,

k)     Kooperatiflerin ferdileşme işlemleri,

l)      Aplikasyon işlemleri,

 

HARÇLAR KANUNU

Harç; resmi makamlarca sunulan bir hizmet, sağlanan bir çıkar yada yapılan bir işlem karşılığında bireyden alınan özel ve ayrık nitelikte vergi, 492 sayılı Harçlar Kanunu ile düzenlenmiştir.

 

GECEKONDU

Yurdumuzda, özellikle büyük kentlere göç eden kırsal nüfusun buralarda kamunun yada özel kişilerin iyeliğindeki toprak parçaları üzerinde kaçak olarak, usulüne göre resmi izin alınmadan hemen bir gece içinde kurulan, sağlık ve bayındırlık kurallarına uymayan konut ve yapılar. (Gecekondu kanunu 775)

Yargıtay kararı : Gecekondu bir gayrimenkul,taşınmaz olmayıp hazineye ait bir yerde yapılmış muhdesattan ibaret bir yerdir. (3.H.D.22.5.1953 tarih , 5171/3550)

 

 İFRAZ  (ALLOTMENT)

Arazinin parçalanması,taksimi. Her ne kadar malik gayrimenkulünü parçalamak hakkına sahip ise de bu parçalama başkasının hakkını alakadar eylediği takdirde ifraza terettübedebilecek hükümlerin tesbiti şarttır. (MK.759,764,804,821,826,Tapu sicil nz.)

 

İHTİYATİ TEDBİR  NEDİR?

İhtiyati tedbir; Bir zararı önlemek için esas hakkında karar verilinceye kadar geçerli olmak üzere, davadan önce veya dava esnasında taraflardan  birinin talebiyle mahkeme kararı ile kanunla belirli ve sınırlı tedbirlerdir.

İhtiyati tedbirin terkini

İhtiyati tedbir şerhinin terkini, koyduran mahkemenin terkinine ilişkin kararı veya yazısı ile mümkündür.

 İKTİSAP 

Bir şeyi edinmek. Gayrimenkul ve gayrimenkul üzerindeki bir hakkın iktisabı tescil ile mümkündür.

 

İKTİSAP  NEDİR?

İktisap; Bir şeyi edinmek. Gayrimenkul ve gayrimenkul üzerindeki bir hakkın iktisabı tescil ile mümkündür.

İNTİFA HAKKI 

İntifa; yararlanma, faydalanma, istifade etme anlamındadır.İntifa hakkı menkul ve gayrimenkul ile haklar ve bir mamelek üzerinde tesis olunabilir. Hilafına sarahat bulunmadıkça, sahibine üzerinde tesis olunduğu şeyden tamamıyla istifade etmek hakkını (bahşeyler) verir.

Mali yönü

492 sayılı Harçlar Kanununun 64 üncü maddesinde, taşınmaz malın değerinin üçte ikisi  intifa hakkına, üçte biri de kuru mülkiyete ayrılacağı belirtilmiştir. Bu bakımdan, intifa hakkının bedelli tesisinde ve bedelli (ivazlı) ferağında lehine işlem yapılandan yukarıda belirtildiği üzere beyan edilecek değer üzerinden aynı Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin 20/e nolu pozisyonu uyarınca %010 (Binde on)

 

İPOTEK  NEDİR?

İpotek; Kişisel bir alacağı temin etmek için kurulan ve kıymetli evraka bağlanmayan bir rehin hakkıdır.

İpotek çeşitleri

a)      Doğmuş bir borç için ipotek

b)      İleride doğacak bir borç için kurulan ipotek

c)      Kanuni ipotek

 

İŞTİRA HAKKI  NEDİR?

İştira hakkı; Satın alma hakkı.Belli bir gayrimenkulü önceden kararlaştırılmış bedelle satın alma hakkı.Sözleşmede süre on seneden fazla kararlaştırılmış ise on seneden fazlası nazara alınmaz.Ancak, taraflar tekrar sözleşme yapabilirler.

 

Mali yön

492 sayılı Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin (9) nolu pozisyonu gereğince, hakkı iktisap edenden sözleşmede belirtilen bedel üzerinden  (Binde 3,6) tapu harcı tahsil ettirilir.İşlem için her yıl yeniden belirlenen döner sermaye ücreti tahsil edilir.

 

İZALE-İ ŞUYU  NEDİR?

İzalei şuyu; Ortaklığın giderilmesi, sona erdirilmesidir.Müşterek mülkiyet halindeki taşınmaz malda pay veya iştirak halinde mülkiyetteki taşınmaz malda hak sahibinin diğer pay veya hak sahipleriyle anlaşmak suretiyle taşınmaz malı satarak veya taksim ederek ortaklığını sona erdirememesi halinde, taşınmaz maldaki ortaklıklarının taksim edilerek veya satılarak sona erdirilmesini mahkemeden istemesi sonucu mahkemenin vereceği karar uyarınca taşınmaz malın ihale usulü ile satılarak bedelinin pay veya hak sahiplerine dağıtılmasıdır

 

KADASTRO NEDİR?

Kadastro; Taşınmazların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmektir.

 

KAMULAŞTIRMA  NEDİR?

Kamulaştırma; Devlet ve kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının  gerektirdiği hallerde karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kanunla gösterilen esas ve usullere göre, mülkiyetini iktisap etme (kamulaştırma) ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurma yetkisidir. 8 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile düzenlenmiştir.

 

KAT MÜLKİYETİ – KAT  İRTİFAKI NEDİR?

Kat mülkiyeti; Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları (bağımsız bölümleri) üzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak malikleri tarafından (634 Kanun hükümlerince) kurulan mülkiyet haklarıdır.

Kat irtifakı

Kat irtifakı; Bir arsa üzerinde ileride kat mülkiyetine konu olmak üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri için o arsanın maliki veya ortak malikleri tarafından (634 sayılı Kanun hükümlerince) kurulan irtifak haklarıdır.Kat irtifakı bağlanmış arsa payının satılması halinde diğer kat maliklerinin veya irtifak hakkı sahiplerinin öncelikle satın alma hakkı yoktur.

 

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT HAKKI SÖZLEŞMESİ

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi; Arsa sahibi ile müteahhit arasında anlaşmaları uyarınca, arsa üzerinde inşaat yapmak şartıyla arsanın belirli bir payının (veya başka bir arsanın) müteahhide verilmesinin taahhüt edilmesidir.

 

KAYYIM  NEDİR?

Kayyım; Bir malın idaresi veya muayyen bir iş için tayin olunan (M.K.353) kimse. Kayyım kanunda yazılı hallerde, alakadarların müraacatı üzerine veya doğrudan doğruya sulh mahkemeleri tarafından tayin olunur.Sulh mahkemesince doğrudan tayin olunan kayyıma kanuni, alakadarların talebi ile tayin olunan kayyıma ihtiyari kayyım denir.

 

KOOPERATİFLER

Kooperatif; 1163 Sayılı  Kooparatifler Kanunu  ile düzenlenmiştir.Tüzel kişiliği haiz olmak üzere  ortaklarının belirli ekonomik  menfaatlerini ve özellikle  meslekve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı  yardım,dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve kamu tüzel kişileriyle tüzel kişileriyle özel idareler,belediyeler,köyler ve dernekler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekküllere kooparatif denir.

 

 KULLANMA HAKKI

Kat maliklerinin ortak malik sıfatiyle paydaşı bulundukları ortak yerler üzerindeki faydalanma hakkına denir. (634 s.k.md.2)

 

KURU  MÜLKİYET NEDİR?

Kuru  mülkiyet intifa(kullanma ,faydalanma) hakkıbir başka  gerçekveya   tüzel  kişiye  ait  olan  taşınmaz  maldır ,

 

 KÜTÜK

Resmi sicil

 

MAL  ORTAKLIĞI   NEDİR?

Karı  koca;  evlenme  mukavelesi  ile  mal  ortaklığı  usulünü  kabul  edebilirler,  Karı  ve  koca  mal  ortaklığına  giren  mallara  ve  gelirlere  şayian  sahip  olur  ve  hiç  biri  hissesinde  müstakilen  tasarruf  edemez ,Karı  kocanın  bütün  mallarına  ve  gelirlerine  şamil  olan  mal  ortaklığı  usulüne  umumi  mal  ortaklığı  usulü  denir ,

 

MER’A

Gayrimenkul mülkiyetinin mevzuu olan arazi nevinin bir kısmı olup tahsis ciheti bakımından böylece adlandırılmış ve bazı mevzuatımızda otlak,yaylım yeri sadece yaylım diye de anılmıştır.Buna göre mer’a üzerinde hayvan otlatılacak arazi demektir.Mer’alar üzerindeki mülkiyet hakkı tem gerçek hemde tüzel kişiliklerde olabilir.

MEZRAA

Ziraate tahsis edilmiş olan yerdir.Ekseriya geniş arazi için kullanılır.

 

 MİRAS NEDİR?

Miras   Ölen  bir  kimsenin  mamelekinin   (para  ile  ölçülmesi  mümkün  olan  hak  ve  borçlarının )  tümüyle  mirasçılara  geçmesidir,  Bu  sebeple  miras  külli  bir  intikal  yoludur,Miras  T,  C ,  Anayasasının  35 , Maddesi  ile  herkes  için  tanınmış  bir  haktır

 

MÜLKİYET NEDİR?

Mülkiyet  Kişi  nesne  arasındaki  hukuki  ilişki,  Mal  sahipliği  ,Bir  şeye  malik  olmaktır.

Mülkiyet ; eşya üzerinde en geniş yetki sağlayan haktır.

 

MÜLKİYET  ÇEŞİTLERİ:

Mülkiyet tam ,mülkiyet,iştirak halinde mülkiyet ve müşterek mülkiyet olmak üzere üç kısma ayrılır.

 

PAFTA

Kadastroca ölçülen yerlerin, ada ve parsellerinin belli mikyaslarla çizilmiş haritaları.

 

 PARSEL

Sınırları yeterli şekilde belli edilmiş arazi parçasıdır.

Kadastro parseli; kadastro yapıldığı zaman kadastro adaları içinde bulunan mülkiyeti tescilli parseldir.

İmar parseli; İmar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin imar kanunu,imar planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şeklidir.

 

PARSEL NEDİR?

Sınırları yeterli şekilde belli edilmiş arazi parçasıdır

Kadastro parseli; kadastro yapıldığı zaman kadastro adaları içinde bulunan mülkiyeti tescilli

parseldir.

İmar parseli; İmar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin imar kanunu,imar planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şeklidir.

 

 

SATIŞ  VAADİ NEDİR?

Satış vaadi bir ön akittir.Onunla taraflardan biri veya her ikisi ileride esas olan satış akdini yapmayı üzerine alır veya alırlar.

 

ŞERHİ NEDİR?

Noterler  tarafından  tanim edilen gayrimenkulun satış vaadi sözleşmeleri de taraflardan biri isterse gayrimenkul siciline şerh verilir.

Şerhten itibaren  beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak hakkı tesis ve tapuya tescil edilmezse iş bu şerh tapu sicil muhafızı tarafından resen terkin olunur.

 

ŞERHLER

Şerh ; Açıklama , tapu sicil kayıtlarında ,herhangi bir husus veya bir hakkın sınırlandırılması yolunda yazılanlar ,şerh vermek , şerh verildi terimleri ile anlatılırlar.

 

ŞUFA HAKKI NEDİR?

Öncelikle satın alma hakkı. Bir gayrimenkulun satılması halinde bir gayrimenkulun satılış şartlarına uymak kaydı ile belli bir kimse tarafından önde gelerek satın alınmasına imkan veren hak

 

 TOPRAK

 Üstünde bitkilerin yetiştiği yersel doğa parçası, belli bir anlamda doğa deyimiylede anlamdaştır. Klasikler doğa güsünü (toprak),insan gici (emek) ve para gücü (anamal)’yle birlikte üç değer yaratıcısından biri saymışlardır.Toprakçılara (fizyokratlara) göre tek üretken güç odur.Ayırdedici niteliği yeniden üretilemeyişidir, belli ve sınırlıdır,ne azalır ne çoğalır,bundan ötürüdür ki ona sahibolanlar ondan emeksizbir gelir (rant) elde ederler, Üstüne bina yapılmak için ayrılmış toprağa arsa,birikme yoluyla oluşmuş toprağa alüvyon denir.

 TAPU SENEDİ

Gayrimenkulün tasarrufunda mülkiyetin delili olmak üzere ve talep halinde tapu idarelerince maliklere verilip içerisinde malikin adı ve saniyle gayrimenkulün kadastro vaziyeti veya hudutları ve cins, miktar ve kıymeti tesbit edilmiş olan vesikadır.

TAPU SİCİLİ,KÜTÜĞÜ

Gayrimenkuller üzerindeki ayni hakların hallerini göstermek üzere devletçe tutulan resmi sicile denir.

 

 TAPU YEVMİYE DEFTERİ

Günlük kütük,günlük tapu kütüğü.

 

TAPU  SİCİLİ NEDİR?

Sicil; defter ve kütük manasındadır. Medeni Kanun Ahvali  Şahsiye Sicili .Doğum sicili Tapu sicili tabirleriyle bu kelimeyi bu manada kullanmıştır.

 

 TASHİH    (DÜZELTME ) NEDİR?

Tashih ,düzeltme.Hukuki bir işlemde bir kararda veya resmi sicil kayıtlarındaki bir yanlışlığın ilgili şahıs veya makam tarafından düzeltilmesi.

Mali yönü

Gerek tapu sicil müdürlüklerinin ve gerekse kadastro müdürlüklerinin sebep olduğu hatalar 492 sayılı harçlar kanununun 59. maddesi gereğince harç alınmadan tarsih edilir.Diğer idarelerin düzenledikleri  belgelere dayalı  olarak  meydana gelen hatalardan ise anılan kanuna ekli (4) sayılı tarifenin 13-c  pozisyonu gereğince  beyan edilen değer üzerinden binde altı harç tahsil ettirilir.

TEMLİK NEDİR?

Temlik ;mülk olarak vermek,mülkiyeti başka birisine nakletmek demektir.Temlik temel nitelikte bir terim olup mülkiyeti nakleden(satış,trampa,bakma akti,bağış,iskan köy yerleşme yerleri vs.)işlemler için kullanılır.

 

TEREKE NEDİR?

Ölen kimsenin bıraktıığı ,taşınır ve taşınmaz mal  ,hak ve borçlarının bütününü ifade eder.

 

TERKİN (GENEL) NEDİR?

Terkin;Kayıttan düşme kayıttan silme .Tapu kütüğündeki bir kaydın aynı sayfada başka bir kayıtla ortadan kaldırılması.Resmi sicil, defter ve kütüklerdeki kayıt ve şerhlerin silinmesi çizilmesi ,yani o kayıt ve şerhlerle edinilen hukuki hükümlerin kaldırılması.

 

TRAMPA NEDİR?

Trampa ; Belli bir malın mülkiyetinin başkasına ait olan bir malın mülkiyeti ile değiştirilmesidir.

Mali yönü

B.K.232. maddesi gereği tarafların her biri hem alıcı hem satıcı hükmündedir.Bu bakımdan satış işlemindeki mali hükümler aynen uygulanır.

 

VASİ-VESAYET NEDİR?

Vasi; Korunan ,velayet  altında olmayan küçük ve mahcurların menfaatlerini korumak için sulh mahkemesince tayin edilmiş kanuni bir mümessildir.

 

VEFA HAKKI NEDİR?

Vefa hakkı ;geri alma hakkı gayrimenkulunu başka birisine devretmiş olan kimseye o geyrimenkulü tekrar satın almak yetkisini veren hak.

tesisi

Satışla birlikte tesis edilen geri alım hakkı için resmi senet ; şatış akdinden ayrı olarak düzenlenen geri alın (vefa ) hakkı için noterce düzenlenmiş sözleşme aranır.Sözleşmenin noterde düzenlenmasi halinde , noterlik kanununun 89. maddesi gereğince düzenleme şeklinde yapılmış olması gerekir.  

Şerhi ve süresi

Mukaveleden mütevelit iştira ve vefa hakları tapu siciline şerh verildiği surette bu şerhte gösterilen müddet içinde gayrimenkulun herhangi mülküne karşı dermeyan olunabilir.

Mali yönü

492 Sayılı Harçlar  kanununa ekli 4 sayılı tarifenin 9 nolu  pozisyonu gereğince vefa hakkının tapu siciline şerhinde sözleşmede belirtilen bedel üzerinde 1003.6 oranında harç tahsil ettirilir.Ayrıca işlem için her yıl yeniden belirlenen döner sermaye ücreti tahsil edilir.Terkini için  aynı tarifenin 14 nolu pozisyonu gereğince her yıl yeniden belirlenen maktu terkin harcı tahsil ettirilir.

 

VELAYET NEDİR?

Velayet; ana baba erki .Velilik .küçüklerin veya hacredilen çocukların şahıs ve malları bakım ve terbiyelari üzerinde ana babanın kanunen  sahip bulundukları hak ve selahiyetler .

 

VERASET BELGESİ NEDİR?

Mirascılık belgesi; ölenin mirasının  kimlere hangi oranda kaldığını gösteren sulh hukuk mahkemesinin kararıdır.

YEVMİYE

Günlük olayları günü gününe kaydetmeye yarayan defter.


Başa Dön